<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-1"?>
<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:ref="http://purl.org/rss/1.0/modules/reference/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns="http://purl.org/rss/1.0/">
\t<channel rdf:about="http://yolbizibekler.com//rss.rdf">
		<title>Yol Bizi Bekler</title>
		<link>http://yolbizibekler.com/index.php</link>
		<description><![CDATA[No Footer]]></description>
		<image rdf:resource="http://yolbizibekler.com/interface/feed.png" />		<copyright>Copyright 2008, Savaş Balaban - Koray Özden</copyright>
		<managingEditor> (Savaş Balaban - Koray Özden)</managingEditor>
		<language>tr-TR</language>
		<generator>SPHPBLOG 0.4.0</generator>
		<items>
			<rdf:Seq>
				<rdf:li resource="http://yolbizibekler.com/?entry=entry080905-033128" />
				<rdf:li resource="http://yolbizibekler.com/?entry=entry071231-011021" />
				<rdf:li resource="http://yolbizibekler.com/?entry=entry071213-140822" />
				<rdf:li resource="http://yolbizibekler.com/?entry=entry061028-131751" />
				<rdf:li resource="http://yolbizibekler.com/?entry=entry061028-062059" />
			</rdf:Seq>
		</items>
		<item rdf:about="http://yolbizibekler.com/?entry=entry080905-033128">
			<title>YOL KOKUSU VAR HAVADA...SLUG</title>
			<link>http://yolbizibekler.com/index.php?entry=entry080905-033128</link>
			<description><![CDATA[Yol kokusu var havada! Bu guzel koku Orta Dogu dan geliyor bu sefer. SLUG diyor Koray kisaca (Suriye, Lubnan ve Urdun Gezisi).<br /><br />Geri sayim basladi 22, 21, 20... yola cikis 27 Eylul 2008 Cumartesi.<br /><br />Vize islemleri, triptiklerin alinmasi, motosikletlerin hazirlanmasi, esyalarin ayarlanmasi...kisa zamanda yapilmasi gereken bir suru is var yine!<br /><br />Yolcular ve yol arkadaslari<br />Ali Cudi Cantez - Honda Transalp<br />Fatih Yucebilgic - BMW F650 <br />Koray Ozden - Honda Africa Twin<br />Savas BALABAN - KTM 990 ADV<br /><br />]]></description>
			<guid isPermaLink="true">http://yolbizibekler.com/?entry=entry080905-033128</guid>
			<author></author>
			<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 09:31:28 GMT</pubDate>
		</item>
		<item rdf:about="http://yolbizibekler.com/?entry=entry071231-011021">
			<title>Yavas yavas, Hasan Sas!</title>
			<link>http://yolbizibekler.com/index.php?entry=entry071231-011021</link>
			<description><![CDATA[Sadece Istanbul nasil Turkiye yi anlatamiyorsa, sadece Nisantasi nasil Istanbul u anlatmiyorsa, Sharm El Sheikh de Misir i gercek Misir i gostermiyor anlatamiyor bence. Sina yarimadasinda, colun Kizildenize kavustugu yerde neredeyse sadece dalis icin kurulmus oldukca genc bir sehir. Su altinda gorduklerimi anlatmaya calismayacagim cunku boyle bir renkliligi ve yasami anlatacak kelimeler henuz turetilmedi (!), sadece susup izlemek ile anlasilabilecek duru ve hala bakir bir guzellik. Su ustunde mi neler var? Yollarinda trafik isigi olmayan, sokak aydinlatmalari yollari aydinlatiyor diye gece farlarini yakmayan otomobillerin bolca bulundugu, dort yol yada doner kavsagi hemen hemen hic olmayan, luks  otellerin, casino larin oldugu sicak bir sehir. Aralik ayinda hava sicakliginin gunduz 23-25, aksam 13-15, su sicakliginin ise 20 derece civarinda oldugu sicacik bir yer. Kapalicarsi esnafi gibi hangi milletten oldugunuzu hemencecik anlayan Misir li Araplarin dilinde hep ayni kelimeler &#039;yavas yavas, hasan sas&#039;. <br />Nargile, Turk kahvesine cok benzer sadece biraz daha tatli baharatli Misir kahvesi, aksamlari Camel da gunun dalislarinin degerlendirilmesi, Thistlegorm batigina dalanlarin heyecanli anlatimlari...<br /><br />Detaylar icin  http://www.ssthistlegorm.com/<br /><br />Sharm El Sheikh hakkinda daha ayrintili bilgi icin http://www.exitturizm.com/inside/rehber/misir1.asp<br /><br />SB <br /><br /><a href="javascript:openpopup('http://yolbizibekler.com/images/DSCN0976.JPG',800,600,false);"><img src="http://yolbizibekler.com/images/DSCN0976.JPG" width=430 height=323 border=0 alt=''></a><br />]]></description>
			<guid isPermaLink="true">http://yolbizibekler.com/?entry=entry071231-011021</guid>
			<author></author>
			<pubDate>Mon, 31 Dec 2007 08:10:21 GMT</pubDate>
		</item>
		<item rdf:about="http://yolbizibekler.com/?entry=entry071213-140822">
			<title>KIŞA BAŞLARKEN SICAĞA DOĞRU KISA BİR KAÇIŞ - KIZILDENIZ</title>
			<link>http://yolbizibekler.com/index.php?entry=entry071213-140822</link>
			<description><![CDATA[Ne motosikletim ne de yol arkadaslarim var bu sefer. 4-5 gunlugune, suyun altinda birkac saat gecirmek icin guneye dogru bir yolculuk.<br /><br /><a href="javascript:openpopup('http://yolbizibekler.com/images/Sharm120720.jpg',486,324,false);"><img src="http://yolbizibekler.com/images/Sharm120720.jpg" width=430 height=287 border=0 alt=''></a><br /><br />Misir, Kizildeniz, Sharm El Sheikh!<br />]]></description>
			<guid isPermaLink="true">http://yolbizibekler.com/?entry=entry071213-140822</guid>
			<author></author>
			<pubDate>Thu, 13 Dec 2007 21:08:22 GMT</pubDate>
		</item>
		<item rdf:about="http://yolbizibekler.com/?entry=entry061028-131751">
			<title>HAKUNA MATATA ! </title>
			<link>http://yolbizibekler.com/index.php?entry=entry061028-131751</link>
			<description><![CDATA[Zanzibarın Stone Town adında eski dar sokaklarını gezdikten sonra kalacağımız günleri hemen planlamak için bir gezi acentasından tur ayarladık. Kilimanjaro havaalanına uçmak için uçak biletlerimizi de ihmal etmedik. Güneşi batırmak Africa House un terasından şahane. <br />Baharat turu, yemeklerimizde bol tükettiğimiz baharatların nasıl bir bitkiden veya ağaçtan olduğunu görmek, bir ağacın kökünden vicks, gövdesinden de tarçın yapıldığını ve ünlü bir parfümün kokusunun hangi bitkiden geldiğini görmek, sonra rehberin bu karıncalara dikkat edin ısırırlar demesi üzerine makro çekim uğruna ısırılmamız, adını ilk defa duyduğumuz meyveleri ard arda tatmamız ilginçti doğrusu. <br />Hint okyanusunda Zanzibar adası, eski tarihi binaları, dar sokakları, balık pazarları, tekne yapımları, meyveleri ve plajlarıyla enteresan olan bu ada gerçekten çok canlı. <br /><br /><a href="javascript:openpopup('http://yolbizibekler.com/images/100_4177.jpg',640,480,false);"><img src="http://yolbizibekler.com/images/100_4177.jpg" width=430 height=323 border=0 alt=''></a> Stone Town un dar sokakları<br /><br />Tekne yapım yerleri hala eskisi gibi. Modern delici kesici aletleri yok, gerek de yok. El yordamıyla yapılan bu teknelerin her biri diğerine benzemiyor. <br /><br /><a href="javascript:openpopup('http://yolbizibekler.com/images/100_4219.jpg',638,480,false);"><img src="http://yolbizibekler.com/images/100_4219.jpg" width=430 height=324 border=0 alt=''></a><br /><a href="javascript:openpopup('http://yolbizibekler.com/images/IMG_0549.jpg',640,426,false);"><img src="http://yolbizibekler.com/images/IMG_0549.jpg" width=430 height=286 border=0 alt=''></a> Tekne yapımı<br /><br />Kölelerin toplanıp beslenip besili hale getirildiği sonra da pazarda satılmak için kuyusundan iplerle çekildiği mağarayı görmek pek keyifli olmadı. Batılı doğulu, hiristiyan müslüman, siyah beyaz olduğumuzdan değil insan olduğumuzdan utanılacak bir yer! <br />Un kadar ince beyaz kumu ve palmiye ağaçlarıyla adanın kuzeyindeki Nungwi plajı bir harika. Pansiyonları ve plajıyla hoş bir yer. Yemekleri de leziz. <br />Burada okyanusun keyfini çıkartırken Aydan, Fatma adındaki genç bir bayana saçını ördürttü. Bu saç ördürme burada bir trend sanki. Gelen her turist Afrikalı bayanların sacları gibi saclarını ördürüyorlar. Gelmişken Aydan ımız da bu trende uydu böylece. <br /><br /><a href="javascript:openpopup('http://yolbizibekler.com/images/IMG_0717.jpg',640,426,false);"><img src="http://yolbizibekler.com/images/IMG_0717.jpg" width=430 height=286 border=0 alt=''></a> Aydan ve Fatma<br /><br /><a href="javascript:openpopup('http://yolbizibekler.com/images/100_4509.jpg',638,480,false);"><img src="http://yolbizibekler.com/images/100_4509.jpg" width=430 height=324 border=0 alt=''></a> Nungwi plajından güneşi batırdık<br /><br />Akşam, Zanzibar ın meşhur balık pazarında balık yemek başka bir keyif. Kalabalık pazarda, yerli ve yabancının ayak üstünde okyanus balık çeşitlerinden tatmaları adanın başka bir kimliği, kültürü sayılır. Menüde beyaz köpek balığı, barakuda, ahtapot ve kalamar vardı. Ya biz çok acıkmışız ya da balıklar gerçekten lezetliydi. Bayat balıklara dikkat etmek gerekiyor. Burada balığın gözüne filan bakamıyorsunuz çünkü balıklar pişmiş, servise hazır pazarlanıyor. Yapılacak en doğrusu, satışı bol bir tezgahtan yemek ve ertesi günü beklemek. Biz de öyle yaptık ve hepimzin midesi bozulmadığı için de şanslıydık.  <br /><br /><a href="javascript:openpopup('http://yolbizibekler.com/images/100_4115.jpg',480,640,false);"><img src="http://yolbizibekler.com/images/100_4115.jpg" width=430 height=573 border=0 alt=''></a> Balık pazarı<br /><br />Ertesi sabah Prison adasına yelken açtık. Mecazi değil gerçekten yelkenli bir tekneyle. Keyifli bir saatlik yolculuktan sonra maske ve snorkel ile denizin dibindeki mercan adalarını keşfetmeye koyulduk. Denizin içinden çıkası gelmeyen bu adanın adı hoş olmasa da gerçekten cennet bir ada. Bir deniz kaplumbağaları var aman allahım; adam büyüklüğünde! Beyaz kumsalında güneşlenip adanın keyfini çıkartırken dikkat etmeniz gereken şey arasıra havlu ve eşyalarınızı denizden uzaklaştırıp kuru kumsala koymanız. Biz bir ara unutup eşyalarımızın denizde yüzdüğünü gördük. Allahtan kamera vs. ıslanmamıştı. Nedeni gel git olsa gerek. <br /><br /><b>HAKUNA KUKASİRİKA!</b><br /><br />Tanzanya nın kuzeyindeki Arusha kentine uçmak için uçağa yetişmek üzere Prison adasından ayrıldığımızda hepimizi endişelendiren bir olay oldu. Kaptanımız Muhammetten dönüş yolunda motoru çalıştırmasını rica etmiştik yetişelim diye. Tahmin edin noldu? Adadan biraz uzaklaştıktan sonra motor durdu. Muhammet uğraştı bir iki kere motor çalıştı ama sonra yine tık yok. Hani bir tabir vardır; ... gibi okyanusun ortasında kalmak. Aha işte ondan oldu. Hani tamam dünyanın sonu değil, maceracıyız ayrıca severiz böyle durumları, yelkenimiz de var çok şükür. Fakat uçak beklemez ki bizi. Bu arada birkaç kelime öğrendik swahili dilinden. Bir tanesi de Hakuna Kukasirika. Birimiz stres yaparsa diğeri onu sakinleştirmek için Hakuna Kukasirika der. Yani germe ortamı sakin ol manasında. Bu sefer tam kukasirika olduk. Yani stres olduk ve etrafa bağırıp bir şeyler salladık bizi görüp ve duysunlar diye. Birkaç tekne öylece geçti görmeden. Sayısız uğraşılardan sonra bir türlü çalışmak bilmedi motor. Taftan çölünde motosikletimizin karbüratörü tıkansaydı söküp temizlemek elimizden gelirdi evelallah da bu seferki durum farklı. Zamanımız yok şimdi muhtemel boğulmuş motoru sökmeye. Yapacak tek şey yelkenleri açıp öyle yetişmeye çalışmak. Allahtan sonunda bir tekne gördü bizi. Hani filmlerde olur ya. Teknenin burnu birden dönmeye başlar mahsur kalana doğru. Orada verilen mesaj tamamdır bu iş, kaptan gördü ve gelip kurtaracak. Nitekim öyle de oldu. Hemen motoru çalışan tekneye transfer olup hızlı bir şekilde Zanzibar adasına vardık. Savaş, kaptana şapkasını hediye etti. Kenya ve Tanzanya daki bazı insanlar, daha doğrusu işi gücü olmayıp ortalıkta dolaşanlar turist gördüğünde bir şeyler istemeyi çekinmezler. Hatta sorar bana memleketinden ne getirdin diye. Kalem ve dolar iyi bir hediye sayılır. Bizdeki durum farklı, güzel bir hizmet karşısında güzel bir şapka hediye etmek, seve seve. Bu arkadaş görüp bizi almasaydı hava alanına zamanında yetişemezdik.  <br /><br /><b>MANYARA, NGORONGORO VE TARANGİRE  </b><br /><br />Zanzibar adasında 3 harika gün geçirdikten sonra uçakla geldiğimiz Arusha kentinde bir safari ayarladık kendimize. Selim ilk defa bizimle safariye çıkacaktı. Yeni Canon 30D si ve babasından da aldığı avcılık geniyle patlamaya volkan gibiydi! Eskiden buraları batılıların işgali altındayken safariler gerçek silahlar ile yapılırmış. Günümüzde fotoğraf makinaları ile yapılıyor. Düşünüyorsanız buralara min. 300mm objektifle gelin. Aksi takdirde uzaktaki hayvanları 12den vuramazsınız :) Bizdeki avcılar nasıl ayı, tilki vuruyor ve postunu duvarlara asıyorlarsa eskiden buradaki güya batılılar aslan, fil, leopar, çita vuruyorlarmış. Safari de swahili dilinde sefer etmek anlamında. <br />Allahtan günümüzde tüm bu güzel yerler koruma altında. Çünkü gerçekten buralar dünya mirası sayılır. Ya da başka değişle dünyamızdaki son yabanıl alanlar. Bahsederken aklınıza çit veya beton ile örülmüş duvarlar ile koruma altına alınmış ve bizdeki hayvanat bahçelerine benzeyen  milli parklar gelmesin. Tamamen doğal bir ortam ve hiçbir müdahale yok. Sadece ciplerle kapıdan içeriye girerken milli parkın kapısını görüyorsunuz o kadar. Hayvanlar doğal olarak parkın dışına çıkıp hatta başka bölgelere göç ederken başka parka dahil olabiliyorlar. Bu tür göçler tamamen mevsimsel ve hayvanların isteğine bağlı. Hayvanlar için mutlak özgürlük burası olsa gerek. Yani Afrika! Peki hiç mi yırtıcı hayvan bu koruma altındaki bölgelerden çıkıp insanlara saldırmıyor. Yanıt hayır. Çünkü kendilerini tehdit altında görmüyorlar. Keyifleri yerinde, topraklarına tecavüz eden homosapiens yok. Bunun kötü örneği Hindistanda görülmekte. Önüne geçilmeyen insan populasyonu ve koruma altına alınmayan bölgelerin olmayışı bazı köylülere fil veya kaplan saldırıp insan öldürüyorlar. Nedeni çok açık. Elinden özgürlüğünü aldığınız hayvan saldırır. Bu davranış şekli tüm hayvanlarda hatta beslenme zincirin en üstündeki homosapiensde bile görülür. Özgürlük uğruna tarihte sayısız savaşlar verildi ve halen de veriliyor. Batılı, hayvanların özgürlüğünü daha yeni anladı sayılır. Buraları görünce şehirlerdeki hayvanat bahçelerindeki hayvanların hapisteki insanlardan farklı olmadığını anladık. <br />Safariye başlamak üzere Land Rover 4x4 ile Arusha dan Mto Wambuya yani yeni kamp alanımıza vardığımızda sırt çantalarımızı odalara bırakıp Manyara gölüne doğru yola koyulduk. Tanzanya daki safariler Kenya dakilere göre daha pahalı nedeni park giriş ücretlerinin yüksek oluşu. Koruma alanına girer girmez değişik bitki örtüsü ve kokusu insanı etkiliyor. Birçok hayvana ev sahipliği yapan bu parkta babun maymunu, ceylan, impala, fil, su aygırı ve bir sürü kuş türü var. Akşam ufak bir kasaba turu yapınca insanlar sizi rahatsız etmiyor. Mto Wambu küçük bir yer ama bayram nedeniyle biraz canlanmış. İnsanlar sokaklarda geziyor, gençleri diskoda eğleniyorlar. <br />Ngorongoro krateri o kadar büyük ki yukardan resimlemek imkansız . Ancak parça parça resmini çekebiliyorsunuz. Masai insanına heryerde olduğu gibi burada da rastlıyorsunuz, Yabani domuz, deve kuşu, impala, sırtlan, çakal, zebra, antilop, su aygırı, aslan, bufalo, fil, ceylan, bir sürü kuş türü görmek mümkün. Öğle yemeğimizi bir ufak göl kenarında yediğimizde kartal veya bizdeki şahin türü yırtıcı kuşların yemeğimize saldırmaları görülmeye değerdi. Yapılacak tek şey arabanın içinde yemek. <br />Ertesi gün tarangire milli koruma parkında ilk defa dik dik adında ufak ceylan türü gördük. En ufak ceylan türüymüş. Sanki yavru sanırsınız. Bobo ve akasya ağaçları ve gölleriyle burası cennet bir yer. Filler burayı çok seviyorlar ki çok sayıda görmek mümkün. Yine değişik kertenkele, kuş türü zebra, impala, antilop, babun maymun, yaban domuzu gördük.<br /><br /><b>KOHERİ AFRİKA ! </b><br /><br />Son safarimizden sonra rehberimiz Moshi bizi Scandinavia otobüs terminaline bıraktıktan sonra otobüsle Arusha dan Nairobiye geçtik. Afrikadaki son gecemizi havaalanında geçirdikten sonra sabah saat 10:20 Kenya hava yollarıyla hem hüzünlü hem hasret dolu bekleyişlerle Nairobiden Afrikaya veda ettik. Akşam 19:30 da İstanbul a ayak basıp sevdiklerimize kavuştuk. Anlatacak çok şey vardı. Dilimiz döndüğü kadar sizlerle paylaştık. Yine değişmeyen bir cümle var; Anlatılmaz yaşanır diye! Bu Afrika seyahati de böyle geçti. Bakalım bundan sonraki seyahatimiz nereye? <br /><br />Yollarda görüşmek üzere! <br />Aydan Özden<br />Koray Özden<br />Savaş Balaban<br />Selim Ak<br />]]></description>
			<guid isPermaLink="true">http://yolbizibekler.com/?entry=entry061028-131751</guid>
			<author></author>
			<pubDate>Sat, 28 Oct 2006 17:17:51 GMT</pubDate>
		</item>
		<item rdf:about="http://yolbizibekler.com/?entry=entry061028-062059">
			<title>MOMBASA - ZANZİBAR</title>
			<link>http://yolbizibekler.com/index.php?entry=entry061028-062059</link>
			<description><![CDATA[Mombasa müslümanların yoğun olduğu bir şehir. Kenya nın batısı ile doğusu birbirinden çok farklı. İnsanlar, trafik, yapılar, yollar...Hint Okyanusu kıyısında olması sebebi ile Hint ve Arap kültüründen daha çok etkilenmiş. Camilerin içerisindeki tüm ses dışarıya veriliyor. Orada kaldığımız akşam Kadir Gecesi olduğu için ibadet edenlerin tüm seslerini gece geç vakitlere kadar odalarımızdan takip ettik :)  <br /><br /><img src="http://yolbizibekler.com/images/mombasa.jpg" width=374 height=281 border=0 alt=''><br />Mombasa Şehir içi ulaşımı<br /><br />Mombasa dan Dar Es Selam a gittmek için Scandinavian otobüslerini tercih etmek istedik ancak 2 günlük tüm yerler satılmış olduğu için Falcon firmasından bilet alabildik. Aradaki farkı soracak olursanız; fiyatı daha düşük, daha kalabalık, ayakta yolcu alıyorlar, hafif kokulu, otobüsleri Matatus ların biraz büyüğü.Lunga Lunga dan Tanzanya ya Horohoro ya geçebilmek hepimizi çok sevindirdi. Artık Tanzanya daydık. Uzun süren ve yorucu bir yolculuk sonrasında gece geç vakitte Dar a varabildik. Büyük şehirlerde Guest House larda yer bulabilmek biraz zor oluyor. Baktığımız 3-4 yerdeki tüm odalar dolu. Sonunda odadaki televizyonların demir kafeslere kilitlendiği temiz sayılabilecek, sineklikleri olan bir otel bulabildik. Kısa ve hızlı bir akşam yemeği ve uyku. <br /><br /><img src="http://yolbizibekler.com/images/Kafes.jpg" width=408 height=308 border=0 alt=''><br />Dar Es Selam daki otel odamız!<br /><br />Ertesi gün Dar dan Zanzibar a geçmek için en erken feribota yetişmemiz gerekiyordu. Feribot iskelesine erkenden vardık ancak büyük bir karmaşa ile karşılaştık. Gişelerin önleri tıklım tıklım. Sıraya girip biraz mücadele ettikten sonra bu şekilde bilet alamayacağımıza karar verip $5 er fazla verip karaborsacılardan bilet almaya karar verdik. Toplam $120 I pek de sevimli görünmeyen esmer arkadaşımıza verdikten sonra heyecanla beklemeye başladık.biletletlerimizi alabilecek miyiz yada paramızı geri alabilme şansımız olur mu? Yaklaşık 10 dakika süren heyecanlı bekleyişten sonra beyaz dişleri parlayan esmer tenli adam kocaman gülücüklerle elinde 3 biletle geldi. Biletlerin orijinal olup olmadığını, koltuk numaralarını kontrol edip feribota geçtik. Hint Okyanusunda yaklaşık 1,5  2 saatlik bir yolculuktan sonra Zanzibar a ulaştık. <br /><br /><img src="http://yolbizibekler.com/images/ferry.jpg" width=408 height=308 border=0 alt=''><br />Torbalar feribot ücretine dahil; deniz tutabilir!<br /><br />Köle ticaretinin yapıldığı yıllarda kölelerin tüm Dünya ya gönderildiği liman olarak ün yapmış Zanzibar tek kelime ile bir cennet! Anlatmak gerçekten güç, fotoğraflara bakmanızı öneririm.<br /><br />Selim Zanzibar havaalanından vize ile ilgili hiç bir pürüzle karşılaşmadan giriş yapmış, telefonu &quot;Hakuna matata&quot; (Problem yok) diye açtı. Florida Guest House da bulabildiğimiz 3 yataklı tek odada konaklamaya karar verdik. Burada geçireceğimiz zamanı iyi değerlendirebilmek için hemen program yapmamız gerekiyordu ancak ilk önce Zanzibar da buluşmamızın şerefine güzel bir yemek ısmarladık kendimize.<br /><br /><a href="javascript:openpopup('http://yolbizibekler.com/images/bulusma.jpg',550,412,false);"><img src="http://yolbizibekler.com/images/bulusma.jpg" width=430 height=322 border=0 alt=''></a><br />Yemekten önce Selim in yeni makinasını incelemeye aldık!<br /><br />]]></description>
			<guid isPermaLink="true">http://yolbizibekler.com/?entry=entry061028-062059</guid>
			<author></author>
			<pubDate>Sat, 28 Oct 2006 10:20:59 GMT</pubDate>
		</item>
	</channel>
</rdf:RDF>
