2009 Kuzey ve Orta Amerika - North&Central America
Pazar, Şubat 21, 2010, 17:03


AH BE LEVENT...BASIMA NE ISLER ACTIN...
4 Mart 2009



Dunya genelindeki malum ekonomik degisimlerle birlikte, bes yildan fazla bir suredir calistigim isimden Ocak ayi sonu itibari ile cikarilmis kendi kendime Cape Town, Guney Afrika hayalleri kuruyordum...2005 Katmandu seyahatimizden donerken Koray ile konusmaya baslamistik motosikletle Guney Afrika turunu...5 yillik bir aradan sonra 2010 gibi gideriz demistik...ta ki 2009 Subat ayindaki motosiklet fuarinda Levent KALPAKCI (Ruzgar Esmez Levent) ile Ralli Alistirmalari ve sonrasina Latin Amerika hakkinda sohbete baslayana kadar; ah Levent ahh!

Uzun suredir is sebebi ile yurt disinda bulunan esinin Turkiye ye dondugu gunun ertesinde, 1 Mart Pazar gunu, israrlarima daha fazla dayanamayip cay icmeye bana geldi Levent. Koray la birlikte heyacanla dinledik, sorduk, haritaya bakip guney yarim kuredeki hava sartlarindan konustuk. Gunun sonuna dogru rota ve zamanlama genel hatlari ile ortaya cikti.

Gidiyorum! Amerika dan motosikletimi alip Orta ve Guney Amerika turuna basliyorum...Hazirliklar biter bitmez...

1 Nisan 2009

Kuzenim sana bu sefer yol arkadasligi edemiyorum, bari en azindan havaalanina kadar eslik ediyim dedim, ettim etmesine de gonlum sanki seninle aynı ucaga bindi...Vallahi sahane bir olay yapiyorsun, ne diyebilirim, bu sefer motosiklet selesi yerine evde kanepede oturup seni izliyecegiz artık. Su an Fankfurt ucagindan inip Los Angeles ucagina binmek uzeresin hesabima gore. En uzun 1 Nisan sakasi bu olsa gerek. Gunesi bugun gec batiracaksin seyahatin ilk gunu olarak, eh sana da bu yakisir zaten.

Muhtesem ve uzun soluklu bir macera seni bekliyor, tadini cikar sindire sindire, acele etme, bol bol yolbizibekler.com cikartmalarini yapistir, kendine cok iyi bak daha lazimsin bana ve mumkunse gec gel...Karakacani da merak etme ona iyi bakacagim...ehe

Not: Gun batimi guzel yerlerde bir tek de benim icin atmayi unutma...






YOLCULUK BASLADI
2 Nisan 2009

Ocak sonunda isten cikarildim.

Subat ve Mart hazirliklari tamamlamakla ruzgar gibi gecti.

Su anda Amerika da California Los Angeles deyim.

Buradan alacagim motosikletle onumuzdeki aylarda yolda olacagim; Amerika, Meksika, Belize (belki Kuba, Jamaika, Haiti, Dominik Cumhuriyeti…), Honduras, Guatemala, Nikaragua, El Salvador, Kosta Rika, Panama, Kolombiya, Venezuella, Ekvator Ginesi, Bolivya, Peru, Paraguay, Sili, Uruguay, Brezilya, Arjantin…

Donus tarihi mi? Simdilik hic bir fikrim yok!

0 HAYATIMIN EN UZUN GUNU 1 Nisan 2009
2 Nisan 2009

Yaklasik 1 yil surecek bir seyahate cikiyorsunuz ve yaniniza alabilacekleriniz icin sadece iki motosiklet yan cantaniz var. Yaniniza neler alirsiniz? Karar vermek icin neleri alacaginizi degil neleri alamayacaginiza bakmaniz gerekiyor...Bunu yapmak icin bir onceki gun aksam 7 de hazirliklara basladim ancak cantalari kapattigimda saat sabah 1 e gelmisti. Istanbul dan Frankfurt oradan Los Angeles ucagi ve 11 saat 40 dakikalik bir ucusla LA. ye varis. Ucakta 2 defa ogle yemegi servisi yapildi, daha dogrusu iki servis arasinda zaman olsa da Dunya nin donus yonune ters ilerledigimiz icin yerel saate gore cok yakin zamanlarda yemek yemis gibi olduk....1 Nisan bir turlu bitmedi, hatta su anda burada hala 1 Nisan. Biraz once Evren ve Erdem ile aksam yemegimizi yedik.



Evren ve Erdem grafik tasarim yapiyor. Calistiklari sirkette film afis/poster tasarimi yapiyorlar. Hollywood filmlerinin pekcoguna afis yapan bir firma. Kendilerinin tasarimlari arasinda Allien vs Predator, Nip/Tuck, Incredible Hulk, Path Finder... da var. Evren in yemeklerinin lezzeti neredeyse annemin yemeklerine yakin.

Erdem ile onumuzdeki hafta basinda, bana bir motosiklet alir almaz, LA den 10-15 gunluk bir seyahat ile New York a gidecegiz. Erdem motosikletini hava kargo ile Ingiltere ye yollayip oradan Avrupa yi gecip Slovenya, Hirvatistan, Bosna Hersek, Karadag, Arnavutluk, Makedonya, Yunanistan ve Turkiye uzerinden Gurcistan, Azerbaycan, Ozbekistan, Kirgizistan, Kazakistan, Rusya, Mogolistan ve Guney Kore yapip 6 ayda Dunya cevresini dolasacak ( www.blog.erdemyucel.com ). Burada hala 1 Nisan!

1 TANISTIRAYIM YENI MOTOSIKLETIM MARIPOSA
3 Nisan 2009

Izmir gevrekleri ile guzel bir sabah kahvaltisi ile basladigimiz gun gercekten cok guzel gecti. Amerika da yok yokmus gercekten, binlerce km (alismak icin mil demem daha iyi olur aslinda) uzakta olmamiz simit yemeyecegimiz anlamina gelmiyor tabiki. Erdem in arkadaslarindan Bintug da geldi kahvaltiya, tanistiktan yaklasik 1 saat 37 dakika sonra onun KTM 990 ile LA sokaklarindaydim. Geldigimin ikinci gununde bildigim bir motosikle bambaska bir ulkede trafikte olmak ilginc bir duygu. Bintug un motosikletini servise goturduk. Pazartesi sabah erkenden LA (Los Angeles) den NY (New York) a dogru yola cikacagiz, Bintug da 5-7 gun kadar bize eslik edecek daha sonra donecek. Servis ten sonra bir kac motosiklet bayisine gittik, sifir ve 2. el motosikletlere baktik ve kesin kararimi verdim, bu seyahate Kawasaki nin KLR650 modeli ile cikmak en uygunu olacak. Bir onceki aksam Craiglist ten birkac 2.el motosiklet bulup mail gondermistim adaylardan biri de 2008 model 1035milde rodaji tamamlanmis ilk bakim ve kontrolleri yapilmis, test edilmis, garantisi hala devam eden, hic islanmamis (yazismalarimizda Scott un tarif edisi bu sekildeydi) biriydi. Hersey cok yolunda gitti, Bintug un da yardimiyla abartmiyorum 3 dakika icerisinde satinalmaya karar verdim. Burada arac satinalmak cok kolay ve kisa: parayi veriyorsunuz aracin sahibi title denen belgeyi imzaliyor ve bir parcasini DMV ye gondermek uzere koparip kendi aliyor ve arac sizin! Saticinin guvenilirligi ile ilgili en ufak bir suphemiz yoktu, Scott polis memuru cikti!


Motosikletimin adini Mariposa koydum, Ispanyolca hocam Elvin in serefine!

Aksesuarlar ve diger hazirliklari onumuzdeki gunlerde tamamlayip Pazar gunu Erdem in veda partisine katilip Pazartesi Dogu ya dogru yola cikiyoruz...

Bu arada Pasifik okyanusunun kokusunu duydum ama henuz goremedim!

4 - PASIFIK OKYANUSU NA VEDA
6 Nisan 2009

California plakali bir motosikletimin olacagini hayatta tahmin etmezdim, inanmazdim. Hafta icinde biraz fazla masraf yaparak motosikleti tam olarak uzerime almak icin islemlerini yaptirdim, sadece sigorta kaldi onu da yarin sabah yola cikmadan yaptiracagim.



Hersey tamam yola cikmak icin ama yanimda getirdigim yan cantalarimi motosiklet uzerine takmak icin gerekli baglanti demirleri hala elime gecmedi. $170 lik parca icin $140 acele kargo ucreti odememe ragmen parcalari hala alamadim. Yarin sabah erkenden arayip paketi Las Vegas a yonlendirmelerini isteyecegiz, biz de burada ogleye dogru cikip Sali ogleden sonra baglanti demirleri ile Las Vegas ta bulusacagiz. Cantalardan birini Bintug un birini benim motosikletime gergilerle bir sekilde baglayip oraya kadar idare edecegiz.

Yarin aksam Mojave colu, Sali aksam Las Vegas da, Carsamba Grand Canyon, Persembe Monument Valley, Cuma Colorado Selaleleri...



Bugun ogleden sonra Erdem in veda partisi vardi. Yakin arkadaslarini davet etmis, misafiri ve kisa sureligine yol arkadasi olarak ben de katildim. Yenildi, icildi, seyahat, yasamak vb. konularda sohbetler edildi, yeni insanlarla tanisildi, fotograflar cekildi ve partinin en onemli olayi Erdem 5 yildir uzattigi saclarini arkadaslarina kestirdi!



Los Angeles deki 4. gunumde Pasifik okyanusunu gorme sansim oldu Bintug un sayesinde. Venice beach de hizli bir tur ve okyanus kokusu...



Sevgili Evren-Erdem, Azra-Bintug...misafirperverliginiz, yardimlariniz ve varliginiz icin tesekkur ederim!

8 - 3 GUNDE 5 EYALET
10 Nisan 2009

Erdem in son hazirliklara ince ayarlar yapmasi, benim sigorta, canta demirleri derken Pazartesi LA den cikamadik. Pazartesi sabah kargoyu Las Vegas a yonlendirmek icin gorusurken paket geldi. Demirleri takip, cantalari kapatip Sali sabah 07:27 de yola ciktik. California dan cikip Nevada, Utah, Arizona uzerinden 1093 mil sonra bu aksam Coloradoya vardik.




Los Angeles da sabah kahvesi sonrasi yola haziriz.

Ogle yemegi Las Vegas da, aksam ise Grand Kanyon un kuzeyindeki kampimizda Erdem in makarnasi ve ispanak!





Monument Vadisi, Kovboy filmlerinin meshur sahnelerinden.


Bir sonraki gunun plani...


Bintug dusunceli...Borga yi ozlemeye basladi sanirim.


Saatlerce soguktan sonra sominenin basinda

Asagidaki link Erdem in SPOT (uydu ile haberlesen bir cihaz sayesinde dijital harita uzerinde gercek zamanli olarak konumu gosteren uygulama) adresine ait. Birlikte oldugumuz surece guzargahi buradan izleyebilirsiniz.

<a href="http://share.findmespot.com/shared/faces/viewspots.jsp?glId=0jkTzdxq81sx8mBgOrAlIU9dQQpxHDJyj" target="_blank">http://share.findmespot.com/shared/faces/viewspots.jsp?glId=0jkTzdxq81sx8mBgOrAlIU9dQQpxHDJyj</a>

Colorado ya dogru hava oldukca sogudu. Yolda kar yok ama gectimiz yerlerde yol kenarlari ve tepeler kar icinde. Elcik isitmalarini takmaya zaman bulamadim daha, keske takmis olsaydim.

Yarin sabah kahvaltisindan sonra Bintug bizden ayrilip LA a geri donuyor, Erdem ile birlikte doguya surmeye devam ediyoruz

9 - AMERIKA DA MOTOSIKLET KULLANMAK
11 Nisan 2009

Daha kac gun oldu, ne kadar yol yaptin da ne anlatiyorsun diyeceksiniz belki; trafik ve Amerika insani ile ilgili kisa birkac gozlemimi paylasmak istiyorum.



Amerika da motosiklet kullanmak ozellikle Turkiye ile karsilastirildiginda son derece guvenli, keyifli ve rahat. Sanirim burada trafikteki araclarin kornalarini ve sellektorlerini (hani su uzun farlari hizli hizli acip kapama vardir ya, hic bir anlama gelmez ama sik sik da kullanilir) sokmusler. 9 gun oldu buradayim ve hergun kisa da olsa trafige ciktim, hicbir kimsenin herhangi bir nedenle birisine korna caldigini yada trafikte arka tekerleginin dibine kadar gelip uzun farlarini yaktigini gormedim.
Bazi otoyollarda (Interstate ve Highway lerde) en sol seridi Car Pool diye adlandirmislar ve buraya motosikletler dahil olmak uzere yerine gore icinde 2 yada 3 kisi olan araclar kullanabiliyor. Yani icinde 2 kisi olan otomobil icinde 1 kisi olana gore oncelikli oluyor!
Kuzey-Guney, Dogu-Bati gibi yonleri cok sik ve hemen hemen her yerde kullaniyorlar. Tek numarali otoyollar Kuzey-Guney yonunde, cift numaralilar ise Dogu-Bati yonunde olan yollar.
Otoyollarin bazilarinda yolun zemini Almanya daki gibi beton.
Motosikletler burada ciddi ciddi aractan sayiliyor, kocaman kamyonlar bile yeri geldiginde hakkiniz olan yolu size vermek icin duruyor. Turkiye de ozlemini cektigim seylerden biridir bu. Kaldirima yada birseylerin arasina arkasina park etmenize gerek yok. Tam ve resit bir arac gibi motosikletinizi otomobiller icin ayrilmis park yerlerine hem de tam ortasina cekebiliyorsunuz.
Dag tas otomobil dolu. Arac sayisini bilmiyorum ama cok fazla. Buna ragmen trafik son derece akici. Nerde canim Istanbul un sabah ve aksam saatleri kopru trafigi...
Trafikte hemen hemen herkes kurallara uyuyor. Trafik isiklari, kavsaklar, yaya gecisleri, park yerleri, vb. hepsinde tikir tikir isliyor sistem kurallara gore.
Buyuk araclari seviyorlar anladigim kadariyla, cift kabinli kamyonetler cok revacta. Cogunun arkasinda romork var acayip seyler tasiyorlar: tekne, kar motoru, jet ski, otomobil, off road araclari, motosiklet...Bir de karavanlar var, yine oldukca buyuk ve arkalarina otomobillerini de baglamis cekiyorlar. Yanlis anlamadiniz araba karavani degil karavan arabayi cekiyor! Ilk firsatta bir fotografini cekecegim. Dogayi ve doga sporlari cok seviliyor ve yapiliyor. Koy diyebilecegim kucuk yerlesim yerlerinde bile evlerin bahcelerinde romorklar uzerinde jetski ler var.
Amerikalilarin bu kadar sempatik ve sohbet sever olduklarini bilmezdim. Hemen selam verip soruyorlar nerden geliyorsun nereye gidiyorsun. guler yuzlu ve sicak kanlilar.
Bu aksam North Platte, Nebraska dayiz. Sabah Eagle da Bintug bizden ayrilip donus yoluna gecti, bizden hizli cikti ilk gunde 500mil yol almis.
Hava soguk ve sogumaya devam ediyor, sabah erken kalkip elcik isitmalarini takacagim, yoksa ellerim donacak!



Colorado Rocky daglari karli ve soguktu

15 - ARTIK BURADAN DAHA KUZEYE CIKMAM
16 Nisan 2009

6 gunde California, Nevada, Utah, Arizona, Colorado, Nebraska ve Iowa eyaletlerinden gecerek yaklasik 2100mil sonra Madison,Wisconsin e vardik. Yagmur yada kar yagisina yakalanmadik ancak Colorado dan sonra gercekten iyi soguk yedik. 7 yildir burada yasayan ablam Esra yi ilk ziyaretim Erdem ile birlikte olacakmis(!)



Bizim sokaklarimizda nasil kedi kopek bolca ve heryerde gorulebiliyorsa burada da her yerde sincaplar karsiniza cikiyor. Iowa da yol kenarlarinda surekli uyari tabelalari vardi geyikler icin. Yola devam ettikce tabelalar siklasti ve yol kenarlarinda olmus geyikler gormeye basladik. Ogle yemegi icin durdugumuz yerde de en az on defa tekrar etmislerdi geyiklere dikkat edin diye. Motosikletle otoyolda giderken karsidan karsiya gecmeye calisan bir geyikle bulustugunuzu dusunsenize!

Bir hafta on gun kadar daha buradayim, bazi eksiklerimi tamamlayip Mexico ya nereden giris yapacagima karar verip rotami belirleyecegim.



Erdem Sali gunu kendi yoluna devam etmek icin ayrildi. Pazartesi Toronto ya varip motosikletini ucak kargo ile Londra ya gonderecek ve oradan doguya dogru surup Dunya turunu tamamlayacak. Yolun acik olsun ustat, spot tan ve web sitenden (blog.erdemyucel.com) seni takip edecegim, bol sans!

20 - BOYLE BIR SEYAHATE CIKARKEN YANINIZA NELER ALIRDINIZ?
21 Nisan 2009

Ozel olsun is icin olsun seyahate cikarken mutlaka kucuk de olsa bir miktar nakit para alirdim yanima. Ya donuste otoparka vermek icin ya taksiye binmek icin mutlaka duzgunce katlayip cuzdanimin derinlerine bir yere sikistirirdim biraz para. Bu kez bir kurus TL almadim yanima, dahasi cebimde dondugumde kapisini acacagim bir evim olmadigi icin anahtarim bile yok. Seyahat ne kadar uzaga olursa olsun ne kadar uzun surerse sursun o bir miktar parar ve anahtar bir nevi donus sigortasiydi benim icin. Arasira acar kontrol ederdim yerinde mi diye anahtarim ve para. Kucuk bir guven verir, nasilsa donecegim diye bir ferahlik hissetmeme sebep olurdu bunlar. Aslinda belirsiz olanlari bir nebze olsun belirli hale getirme cabasi. Ne donebilecegim kendime ait bir evim, ne otoparkta beni bekleyen bir otomobilim, ne de olmayan evime kadar goturecek taksiye verebilecek iki kurus param. Donusunu planlamadan ciktim bu seyahate. Ne zaman, nereden nasil donecegim bilmiyorum. Daha da abartayim donecek miyim onu da bilmiyorum...Isin en guzel kismi ise bunun boyle olmasini benim istemis olmam!

Yillardir benimle olan, yanimda olan pek cok seyi Istanbul la biraktim. Dostlarim, arkadaslarim, yillardir alisveris yaptigim market, sevdigim restaurantlar, café ler, bildigim ve kendimi iyi hissettigim sokaklar, kitaplarim, muzik CD lerim, ufak tefek esylarim, en sevdigim gomlegim, ayakkabilarim, gittigim yerlerden alip getirdigim sevdigim kucuk hatiralar...hicbiri yanimda degil.

Sahi siz, yaklasik 12 ay surmesini planladiginiz bir seyahate cikarken yaniniza neler alirdiniz? Kac corap, kac ic camasiri, kac pantolon, alisik oldugunuz temizlik malzemelerinden ne kadar yaniniza alirdiniz? Bir haftalik mi, 3 aylik mi? Soguk havalarda giymek icin kalin birseyler mi yoksa denize girmek icin bir sort ve sandalet mi? Ihtiyaciniz olan, kullanacaginiz esyalari mi yoksa kendinizi iyi hissettirecek sevdiginiz seyleri mi, hangilerini alirdiniz?
Motosiklet kiyafetleri, bilgisayar, fotograf makinesi, uyku tulumu, gezi rehberleri, biraz kiyafet, biraz ondan biraz bundan...ustunuze giyebildikleriniz ve motosikletin tasiyabilecegi iki yan cantaya sigacak kadar esya...hepsi bu!
Kullanmasam da biriktirdigim ve evimde yakinimda bulundurdugum ivir zivir esya ne kadar guvende hisettiriyormus bana kendimi.

26 DOMUZ GRIBI
27 Nisan 2009

Seyahat ederken farkliliklari gormeye ve hissetmeye bayiliyorum. Ne gibi mi? Turkiye de sokaklarda kedi kopek goruyorsunuz bolca, Tayland da maymun, Hindistan da inek, Amerika da sincap... sokaklarda kendi kendi konusan insan cok bir de (herhalde burada insanlarin kendi kendilerine sohbet etmeleri yadirganacak bir durum degil, kimse ilgilenmiyor cunku bu kisilerle benden baska).

Mesela burada otobuste silah tasimak yasak, ne ilginc degil mi? 6. maddeye dikkat...



Kamp alanlarinda kamp ucretini tahsil etmek icin gorevli kimse yok, guven var sadece. Zarf, kalem, gerekli talimat ve zarfi atacaginiz bir kutu hepsi bu, gerisi size kalmis...



Bir de domuz gribi cikti, Amerika - Meksika sinir kapilari kontrol altindaymis...haydi bakalim hayirlisi.

Kacirdiklarim: Aydan-Koray in ikinci cocuklari Asya nin dogumu.

Dinlediklerim: Mercan Dede 800 albumu Tutsak.



32
3 Mayis 2009
"Yolun ucunun nereye varacagini dusunmek beyhude bir cabadan ibarettir. Sen sadece atacagin ilk adimi dusunmekle yukumlusun. Gerisi zaten kendiliginden gelir." Elif Safak, Ask adli kitabindan.

38 ABD NIN EN BUYUK IKI SEHRI
10 Mayis 2009

Wikitravel a gore ABD nin New York dan sonra gelen ikinci buyuk sehri Chicago. Dunya Saglik Orgutu ne gore de Amerika icinde kesin teshisi yapilmis 2254 domuz gribi vakasinin 421 i Illinois (en buyuk sehri Chicago), 190 i New York ve 317 si Wisconsin (baskenti Madison) de. Benim bugunlerde dolastigim yerler de zaten bunlar. Mariposa yi Madison da birakip 2 gece Chicago da kaldiktan sonra bugun New York a geldim ucak ile. Sali gunune kadar New York u biraz yasayip Madison a geri donecegim. Orada da daha fazla beklemenin bir anlami yok... oldu olacak su gribin anavatani Meksika ya da gireyim artik daha fazla geciktirmeden.



Chicago Millenium Park

Amerika nin her eyaletinin kucuk kucuk farkliliklari var kendine gore. Bir ara anlatirim farkettigim farkliliklari. Los Angeles, Madison ve New York farkli zaman dilimlerinde zaten, aralarinda birer saat fark var.



Chicago

New York. Hot Dog cilar Shish kebap da satmaya baslamis



Broadway, New York

40 NEW YORK
12 Mayis 2009

Cok buyukmus New York, 3 gun de sadece Manhattan i biraz gorebildim. Iyi ki motosikletle gelmemisim. Klasik turistik yerleri gezip sehrin gunluk kalabaligina karistim. Sehirde yasayanlarin sabah kahvaltilari icin tercih ettigi Absolute Bagel de kahvalti, Central Park da uzun bir sabah yuruyusu, Grand Central Station da aksam yemegi, bol bol Starbucks molalari, Wall Street, Ozgurluk Aniti, gocmenlerin ilk islemlerinin yapildigi tarihi Ellias adasi, Times Meydani, Brooklyn e kisa bir gecis, Broadway, Ground Zero (Dunya Ticaret Merkezi nin enkazina boyle demisler) bunlardan birkaci.

Amerika da Ispanyolca nin bu kadar yaygin kullanildigini bilmezdim, bir de kuru temizlemenin organik olabilecegini



Organik gida maddeleri oldukca popular hadi bunu anladim ama kuru temizlemesini hic gormemistim


Kaldigim Hostel in Lobby sinde.

44 MISSISSIPPI KIYISINDA KAMP
16 Mayis 2009

Bir hafta en fazla on gun kalip biraz hasret gidermek icin geldim ablam Esra ya ama tam bir ay kalmisim! O kadar iyi misafir ettiler ki beni Efe ile birlikte bir turlu yola cikamadim.



14 Mayis Persembe aksam uzeri 17 gibi ciktim Madison dan. GPS in gosterdigi yoldan bati ve guney yonunde ilerlerken geceyi gecirebilecegim bir yerler aramaya basladim. Yolumdan 10 mil kadar sapan bir yerde bir kamp alani buldum GPS ten, ama her adrese guvenmemek lazim demek ki haritada gosterilen yerde kamp alani falan yoktu. Bir 20 mil kadar daha iceride baska bir yer daha gosterdi, yeri guzel gorunuyordu Mississippi nehrinin dogu kiyisinda. Guzel koylerin arasindan gecerek kamp alanina vardim. Bu sefer gercekten guzel bir kamp alani buldum karsimda...Nehirden gecen gemilerin sesleriyle guzel bir uyku cektikten sonra sabaha karsi baslayan yagmurun cadirin bezine vurmasiyla cikan sesle uyandim. Cadirda yagmurun dinmesini beklemek Fatih Sultan Mehmet koprusunde trafikte beklemekten cok daha keyifli...

Tum gun boyunca yolda yagmur yagmadi ama yolun zemini hic kurumadi



Buranin sehirlerini filmlerden gordugum icin, mesela New York u hic yadirgamadim ama koylerini, daha dogrusu kucuk yerlesim yerlerini ve buralarda yasayan insanlari gormek iki satir sohbet etmek farkli bir deneyim. Anadolu yu gezerken bir koy kahvesine gidersiniz selam verip oturursunuz ve hemen sohbet baslar, nereden geliyorsunuz nereye gidiyorsunuz motosiklet ne kadar hiz yapiyor, fiyati ne kadar...Burada koy kahvesi yok ama pub ve barlar var. Buralar gunduzleri eglenmekten cok sosyallesme, ogle saatlerinde birseyler atistirma biraz yorgunluk atip mola verme yerleri. Ozellikle akaryakit istasyonlarinin yanlarinda oluyor cogu. Yine selam verip oturuyorsunuz. 'Selaminaleykum'; yerine 'hi' diyorsunuz, biraz inceliyorlar hemen sonra hemen laf atiyorlar, 'islandin mi?', 'yoksa disarida yagmur mu var!'... sonra sohbet basliyor sorular geliyor, nerden geliyorsun nereye gidiyorsun...vb. buradakiler motosikletle ilgilenmiyorlar, cogu Turkiye nin nerede oldugunu anlamaya calisiyor. Elleri sertlesmis, kiyafetleri toprakli ayaklari camurlu, bir fark Turkiye de luks arac sinifina giren cift kabinli buyuk motor hacimli kamyonetleri kullaniyor buranin koyluleri. Evleri ve ozellikle bahceleri cok bakimli (genel olarak). Ornek olarak asagidaki fotograf bir ciftlik evinin bahcesinden



Yagmur yagdigi icin bu aksam Iowa da Leon diye bir yerde bir motelde kaliyorum. Kurumak, sicak bir dus, internet fena gelmedi...Pazartesi aksam uzeri Dallas, Texas a varmayi ve Evren Dincsoy ile gorusmeyi planliyorum.

50 AMERIKA DAKI SON GUNLERIM
23 Mayis 2009



3 gunde yaklasik 750 millik bir yolculuktan sonra, Kansas in at ciflikleri ve petrol tarlalari arasindan keyifli suruslerle 18 Mayis 2009 Pazartesi aksam uzeri Dallas,Texas a vardim.



Kansas da kucuk petrol kuyulari ve petrol tarlalari

Daha dogrusu Forth Worth da Evren in evine! Bulusup tanisali henuz 2 saat olmadan birbirimizi tanimaya, guzel sohbetlere baslamis ve kendimizi lezzetli bir kebap esliginde guzel bir Turk restaurantinda raki icerken bulmustuk.



Butun hesaplari odemeseydi belki bir kac gun daha misafiri olmak isterdim Evren in ama ertesi gun ogle yemegi ardindan 19 Mayis Genclik Bayramini kutlayip Austin e dogru yola ciktim. Austin Texas eyaletinin baskenti ve Texas da ABD nin ekonomisinin bel kemiklerinden.



Bayraminiz kutlu olsun

Guneye indikce hava isinmaya basladi ancak bu seferde Texas da ogle saatlerinde trafikte terlemeye basladim; soguk ve yagmurdan cok daha iyi.

Austin I sevdim. Evren in onerdigi birkac yeri de gordukten sonra 3 gun kalmayi planlarken burada kalisimi 5 gune cikardim. Mariposa nin arka lastigi buraya kadar ancak gelebildi, 5000 mli de arka lastigi yenilek durumunda kaldim. Amerikalilar para konusunda cok hassaslar, lastik ucretinin yaninda sokma takma ucretini de kurusu kurusuna aldilar.

Colorada nehrinin kiyisinda temiz, huzurlu ve sakin bir hostelde kaliyorum. Buyukcene bi ev gibi dusunebilirsiniz, sabah kahvalti ve aksam sohbetleri cok keyifli. Tahminimce 35 kisi kadariz. Isteyen mutfakta yemegini pisirip yiyiyor, isteyen bahcede ickisini iciyor...internet, piyano, gitar, camasir makinasi, otopark... akliniza gelebilecek hersey var; cim bicme makinasi dahil!



Dun aksam 2 Avustralya li, 1 Hollanda li, 1 Kore li ve 1 Turk yemekten sonra disari cikti, tam fikra gibi. 6. Caddedeki bar ve kuluplerde biraz dolastiktan sonra ilk once iki Avustralya li sarhos olup kayboldu, sonra Hollanda li baska bir Hollanda liyla sohbete dalip ayrildi, sona kalan Koreli ile Turk de en son girdikleri yerde farkli guruplara katilip dagildilar. Gecenin ilerleyen saatlerinde Hostel e taksi ile donmek biraz pahaliya patlasa da motosikletle gitmemek dogru bir kararmis.



Austin de turistlerin yaptigi seylerden biri de gun batiminda Cangress caddesindeki kopru uzerine gidip, aksam yemegi icin sehir turu atmaya hazirlanan yarasalari izlemek.

Hersey yolunda giderse onumuzdeki haftanin basinda Meksika ya girmis olurum, Amerikadaki son gunlerimde kucuk bir kac gozlemimi paylasmak istedim. Dedigim gibi sadece sahsi gozlemlerimdir.

Mesrubat tarzi icecekleri cok bol buzlu iciyorlar,
Cimenleri bicmeye fena halde takmislar,
Buyuk seviyorlar; arabalari, evleri, bahceleri, fincanlari&#8230;
Surekli birsey yiyip iciyorlar; yolda, arabada, metroda surekli yiyip iciyorlar,
Evlerini ve arabalarini seviyorlar,
Ulkelerini seviyorlar mi bilmiyorum ama hemen hemen her yerde bayraklari var,
Texas lilar Texas li olmakla gurur duyuyor olmalilar ki Texas in sembolu yildiz her yerde,
Texas da bazi yollarda gunduz ve gece gecerli hiz limitleri farkli,
Motor hacimleri ve boyutlari buyuk otomobil seviyorlar, ozellikle cift kabinli kamyonetlere bayiliyorlar,
Porsiyonlari cok buyuk, cogu zaman bitirmek neredeyse imkansiz,
Arabalarindan inmeden kahve, yemek, icki almayi, banka islemlerini yapmayi tercih ediyorlar,
Buyuk sehirler disindaki yerlerde cokca eski otomobil var ve hala iyi durumda kullanilmaya devam ediliyor,
Satisi gercekten cok iyi biliyorlar, tuccar bir millet,
Ozellikle Texas da cok fazla kilise var, bazilari yan yana. Bazi kiliselerin bahcelerinde cocuk parklari var,
Cokca fazla kilolu insan var,
Yasli insanlar bile (neredeyse yuruyemecek kadar yasli olanlardan bahsediyorum) calisiyor,
Dovme cok seviyorlar,
Spor yapmayi ozellikle doga sporlarini seviyorlar,
Sicak kanlilar, selamlasmadan bazen hal hatir sormadan gecmiyorlar,
Buyuk sehirler haricinde hic kimsenin acelesi yok, telas icerisinde kimse yok,
Hiz limitleri haric trafik kurallarina harfi harfine uyuyorlar,
Hiz radar algilayicilari dukkanlarda resmi olarak satiliyor,
Kucuk yerlerde kisa alis verisler icin durduklarinda araclarinin kapilarini gercekten kilitlemiyorlar, hatta bazilari motoru ve klimayi bile acik birakiyor,
Karavan (RV : Recreational Vehicle) cok,
Genelde tek katli yada en fazla iki katli evlerde yasiyorlar...



Bu arada sayfanin sag altina dogru linklerin en alt satirinda GPS Izleri (Google Earth) diye yeni bir link daha ekledik Emre ustadin yardimiyla. Yuklenen ilk dosya deneme amaciyla biraz parcali ancak bundan sonra Google Earth uzerinden yolculugumu izleyebilirsiniz. Gerekli aciklamaya linke tiklayinca ulasabilirsiniz.

56 SONUNDA MEKSIKA DAYIM!
27 Mayis 2009

Yenilik ve degisikliklere acik olunca cok guzel seyler yasiyor insan. Yeni insanlarla tanisiyor, farkli ortamlara giriyor, insanlarla yasam deneyimlerini paylasiyor, ogreniyor... Gittiginiz yeni bir yerde daha once hic bilmediginiz seyler yiyip iciyor, fotograflar cekip evinize goturmek istiyorsunuz. Hatta sizin icin hazirlanmis hediyelik esyalardan satinalip ozenle evinize tasiyorsunuz, sevdiklerinize hediye ediyorsunuz... Bunlarin arasinda benim icin en unutulmaz ve degerli olan tanistigim insanlar ve yasadiklarim oluyor.


Jordi ve George ile Austin deki son gecemiz.

Austin den sonra San Antonio uzerinden Texas in sinir sehri Laredo daya vardim aksam saatlerinde. Yol kenarindaki isikli tabelada 93 derece Fahrenheit (yaklasik 34 derece santigrat) gosteriyordu, ogle saatlerinde 100 dereceyi ( 38 derece santigrat) yi gectigini soyluyorlardi. Laredo da biraz dolandiktan sonra kamp yapmak icin Lake Casa Blanca State Park a girdim. Cadirimi kuracagim yeri buldugumda siddetli bir ruzgar ile birlikte gok gurlemeye basladi. Boye bir ruzgar ve arkasindan gelecek yagmurda cadir kurmak cok mantikli gelmedigi icin bir uzeri kapali piknik masasinin uzerine mat ve uyku tulumumu yerlerstirerek uyumaya karar verdim. Gok gurultusu, metal catiya vuran yagmur damlalarinin davul gibi sesi ve ruzgar cok uyutmadi. Amerika da gecirdigim gunleri ve yasadiklarimi gozden gecirdim:
55 gun, California, Nevada, Utah, Colorado, Nebraska, Iowa, Wisconsin, Illinois, New York, Missouri, Kansas, Oklahoma, Texas. Motosikletle yaklasik 5500mil ve otobus+ucak ile Chicago ve New York seyahatim, 1650 civarinda fotograf... Bunlarin buyuk bir kismini buyuk ihtimalle kisa bir sure sonra unutacagim ama yasadiklarimi ve insanlari unutacagimi sanmiyorum. Los Angeles da Erdem, Bintug esleri ve arkadaslari, LA deki ilk saatlerimde bana peynir ve kraker ikram eden Elif. Erdem ve Bintug ile yolculugumuz ve kamplarimiz, Iowa Pazar gunu ogleden sonra bir koydeki barda yedigimiz yemek ve insanlar. Madison daki sakin hayat, ablam Esra ve oglu Efe ile paylastiklartimiz, Esra nin arkadaslari ve ozellikle ismini hatirlamadigim Yeni Zelanda li ile seyahat sohbetlerimiz. Chicago da Starbucks da sabah kahvesi icerken tanistigim isinden cikarilmis yeni bir is gorusmesi icin hazirlik yapan mimar adam, kaldigim hosteldeki Koreli electro gitar calan ogrencinin Erkin Koray i sormasi ve $50 a antikacidan aldigi 1976 yilinda cikardigi plagini heyacanla gostermesi, New York da Brooklyn koprusunde tanistigim kadin, Texas da Evren e misafir olmam ve kisa da sohbetlerimiz, Austin de tanistigim insanlar; astrolojiye merakli kizilderili, sokaklarda gitar calarak seyahat eden adam, cok yemek yiyen mutfakta kalan yemekleri hic kacirmayan Kansas li, odamin sifresini isteyen bol dovmeli sarhos kiz, Avustralya li Russell ve annesini kaybettikten sonra dunya seyahatine cikan George, Hollanda li Jordi... bunlardan sadece birkaci.


Mariposa Austin de 6. Cadde de


Parmak arasi terlikle girilen barlar

55. gunumde ogle saatlerinde Laredo dan Meksika ya girdim. Karayolu ile sinir gecmek hava limanlarindaki gecislerden biraz farkli, hatta bazen cok farkli. Biraz yorucu ve karisik cogu zaman. Simdiye kadar karayolundan en kolay gecisim Bodrum Turgutreis den Kos adasina ayagimizda terlikler uzerimizde sort tekne ile gecisimizdi. Terlemeden, islemler icin beklemeden ugrasmadan ! Amerika-Meksika gecisi biraz macerali oldu. Aslinda ilk gecisim cok kolay oldu. Hic kimse hic bir sey sormadi, ne bir bariyer ne bir uyari tabeleasi... $3 odeyerek bir kopruden gectim biraz daha devam ettim... gumruk ofisi icin etrafa bakinirken bir gorevli yolu isaret ederek sallanmamami isaret etti... devam ettim ve bir sure sonra fark ettim ki Meksika dayim! Aman Allahim birseyler eksik. Amerikadan cikisim, Meksika ya girisim, motosikletin islemleri... Amerikaya tekrar giris yapmak icin icin yolu buldum ama yol bu sefer oldukca kalabalik. Sabah yola cikarken yagmur yagdigi icin uzerimde yagmurluklarim vardi, yine nasil oldugunu anlamadim ama Amerika kapisina dogru sirada beklerken birden hava acti ve sicak bastirdi... iste tam bu sirada seritler uzerine cakilmis buyukce metal yarim kurelerin uzerinden gecmeye calisirken Mariposa kendini yere attiverdi, ben de uzerindeyken! Sadece kucuk bir kac cizik, sag on sinyal, sag canta demirinde biraz yamulma.
Amerika kapisindaki gorevli pasaportuma bakarken heyecanlanmaya basladim, bu isi nasil yaptin diye suratima bakarken hem sicaktan hem heyecandan tertlemeyen yerim kalmamisti. Durumu anlattim, kendi baktigi bariyeri kapatarak beni aldi ve ofise goturdu. Heyecanli bir bekleyisten sonra pasaportumda Amerika dan cikis damgasi ayni koprunun Meksika tarafindaydim. Israrla yola devam etmemi soyleyen Ingilizce bilmeyen gorevliye Meksika ya giris islemleri yaptirmam gerektigini anlatmam kolay olmadi. Ispanyol ca hocam Elcin, kulaklarin cinlasin, keske biraz daha ciddiye alsaydim su Ispanyolca isini. Pasaport ve motosiklet icin gecici ithalat belgeleri islemleri tamamladigimda susuzluktan kurumak uzereydim. Su=Agua.
Belgelerim bel cantamda karsima cikacak kontrol noktasini kollayarak Monterrey istikametine dogru surmeye basladim. Meksika nin icine, Guney e dogru sanirim yaklasik 200km kadar geldim. Yani ciddi ciddi Meksika dayim ama hala kimse ne pasaportumu ne motosikletin belgelerini sormadi.

Acaba Meksika vizesini bosuna mi aldim?



Kalacagim hosteli ararken Monterrey icinde biraz dolasmak zorunda kaldim, GPS imde detayli Meksika haritasi ne yazik ki yok! Buyuk, kalabalik, sicak, biraz gurultulu ve tozlu bir sehir. Iki ay kadar sakin, kuralli, duzenli, tozsuz ve sessiz Amerika dan sonra tekrar canli ve hareketli bir ulkede olmak iyi geldi.

Domuz gribinden korunmak icin maskeleri de mi bosuna aldim acaba?

60 BUGUN BIRAZ BATIYA SURDUM
31 Mayis 2009

Monterrey Meksika nin 3. Buyuk sehriymis. Gelismis sanayisi, universitesi ve yuksek egitimli kulturlu insanlariyla biliniyormus Meksika icerisinde. Sehir merkezindeki Fundidora Parki eskiden celik uretilen bir uretim sahasiymis simdi acik hava muzesine cevrilen fabrika sahasi ve Santa Lucia denen yapay bir gol ile sehire serinlik katiyor.



Barrio Antiguo da eski yapilari korunmus cogu bar yada club olarak kullanilan bir bolge daha dogrusu mahalle. Gunduz boyle sakin durduguna bakmayin aksam 11 den sonra neredeyse adim atacak yer kalmiyor. Saymadim ama tahminimce 50 nin uzerinde mekan var bu mahallede hepsi kendine ozgu farkli tarzlarda. Beyoglu nda gec saate kadar kaldiysaniz, ayrilmadan ya Sampiyon dan bir kokorec, ya Nizam da bir corba pide, yada Kizilkayalar da iki islak hamburger yipip eve donersiniz ya burada da sokak arabalarinda yapilan Hot Dog lardan yemeden donulmuyor.



Bugun oglen saatlerinde Monterrey den ayrilip batiya dogru Torreon a kadar geldim. Yarin Pasifik okyanusuna tekrar kavusmayi, Durango uzerinden Mazatlan a kadar gitmeyi arzu ediyorum. Meksika lilara bayildim bu arada, cok sicak kanli ve sempatikler.



Torreon da resepsiyonunda bu guzel kizlarin oldugu oteli ararken sehir meydaninda sokakta insanlar dans ediyordu.



Bir de tekrar metrik sisteme gecmek, km ve lt ile dusunmek mutluluk verici!

Kacirdiklarim: Ebru ile Selim in nikahi

61 MEKSIKA NIN PASIFIK KIYISI, MAZATLAN
2 Haziran 2009



Cok degil daha bir kac gun once maillestik bir tanidigimla. Yurtdisina ciktiginda yiyecek bir seyler bulmakta zorlandigini neredeyse ac kaldigini yazdi. Benimse neredeyse en cok sevdigim sey yeni bir yere gittigimde oranin yemeklerini iceceklerini tatmak farkliliklarini denemek. Acili ve cok baharatli olmadigi surece (o da sagligima dokundugu icin) hemen hemen herseyi denemeye bayiliyorum. Daha bu sabah kahvalti icin gittigim yerde servis yapan genc, kek cesitlerini saydi. Yari Ispanyolca yari Ingilizce anlasmaya calistik...cikolatali, findikli (macademia) ve bir kac cesit daha... sonra, daha once hic duymadigim bir sey soyledi, hala ne oldugunu bilmiyorum ama vanilya ile hindistan cevizi arasinda bir tadi vardi...ben ondan istedim...bilmedigim bir tadi daha denemek icin. Gezi rehberlerinde de hep ballandira ballandira anlatirlar yoresel tatlari sonra 'sindirim sisteminiz alisik olmadigi icin vucudunuz farkli tepkiler verebilir dikkatli olun' diye bitirirler. Asagidaki fotograftaki meyveciden bir seyler yedim biraz once, uzerine sadece lime sikmasini istedim. Birsey soylemezseniz guzelce dilimlenmis meyvelerin uzerine tuz, toz kirmzi bibere benzeyen birseyler ve siselerin icindeki aci sostan da koyuyorlar!



Cilantro diye bir ot var burada, maydonoz gibi gorunuyor, Esra nin deyisi ile ezilmis orumcek kokusu tadinda. Guzelim ahtopot salatasi icine de koyuyorlar. Bir bu ota bir de acilarina alisamadim Meksika nin, geriye kalan hersey simdilik enfes. Ben de Meksikali lar gibi herseye kucuk yesil lime lardan sikmaya basladim!

Bir de dun Durango ile Mazatlan arasinda yaklasik 2000m yuksekteki daglarin neredeyse zirvelerinde, bol virajli yollarda abartmiyorum hayatimin en keyifli suruslerinden birini yaptim. Saatlerce yaklasik 150km surekli viraj... gunesli, acik fakat serin bir hava...


Sokak duvarlarindaki resimlerden

73 DOKULEN SUTUN DAVASI OLMAZ...
14 Haziran 2009

4 Haziran 2009 Persembe sabahi Puerto Vallarta dan Guadalajara ya varmak icin yola ciktim. 160 km sonra (GPS im su anda yanimda olmadigi icin zamani ve mesafeleri yaklasik olarak tahmini degerlerle veriyorum.) Nayarit eyaletinin Compostela isimli guzel bir sehrinde asagida isaretli yerde bir kamyonete carptim!



Kirmizi ok benim surus yonum. Koordinatlar Yucel icindir...

Polis raporu henuz elimde yok ama suclu oldugumu biliyorum. Dur (Alto) isaretinde durmadan yola devam eden, daha dogrusu devam etmek isteyen bendim cunku. Dur levhasini gormemistim. Kazadan bir kac gun sonra taksi ile Compostela ya giderken baktim, o noktada durmam gerekiyordu. Aklimda binbir tilki dolasiyordu o gun. Sabah alip okudugum bir kac mail, alti gun sonra Istanbul Is Mahkemelerinde gorulecek ilk davam, sicak, Guadalajara icin hangi yolu tercih edecegim (ucretli yollar daha guvenli ve kisa suren yollar oluyor ancak yoldan baska hic bir sey gorme sansiniz olmuyor, ucretsiz yollari tercih ettiginizde ise biraz daha halka karisabiliyor, daha gercekci ve guzel seylerle karsilasiyorsunuz)... Tam olarak hatirlamiyorum ama buyuk ihtimalle bir gozum yine GPS teydi... Tali bir yolda oldugumu ve ana yola katilmak uzere oldugumu fark etmedigim icin karsi istikametten gelen araci gordum ancak onemsemedim. Onemseyecek ne var ki ben onu gordum, buyuk ihtimalle o da beni gordu, herkes olmasi gerektigi yerde dogru seridinde, birazdan sol tarafimdan gecip gidecek; daha once belki milyonlarca aracin gelip gectigi gibi. Ilerledigim yone gore sagimda kalan yolu hala fark etmedigim icin gelen aracin benim solumdan gececeginden o kadar eminim ki carpisma anina 2000 mili saniye (2 saniyenin esdegeri olarak) kala birseylerin ters gittigini fark ettigimde hala yolun sag tarafina yaklasmaya calisiyordum. Karsidan gelen aracin surucusunun biraz dalginlikla kendi seridinden benim seridime gecmis olabilecegini dusunmustum. Sagimdaki yolu son anda bile olsa fark etmis olsam belki kendi seridimin soluna dogru yaklasacak, diger seride gecip carpismadan devam edebilecektim. Durumu tam olarak fark ettigimde artik yapilabilecek hic bir sey kalmamisti. Ne fren yapmak, ne motosikleti yan yatirmak ne uzerinden atlamak... hic bir sey yoktu yapilabilecek. Bu 2000 mili saniyenin her anini sanki agir cekimde film izler gibi izledim. Yavas yavas yaklastim, aracin icerisinde sag tarafta onde oturan orta yaslardaki kadin bana bakiyordu. Biraz daha yaklastim. Kadin sanki hic birsey olmayacakmis gibi sakin bakiyordu. Ben de bir seyler olabilecegine hala inanamiyor carpismak uzere oldugumuzu kabul etmek istemiyordum. Daha da yaklastim. Sag gidonun ucundaki denge demiri, ayna ve Amerika dan Meksika ya girerken dustugumde kirilan, bantla sikica yapistirdigim sag on sinyal ilk darbeyi alan yer oldu. Darbenin etkisi ile gidon saga dogru donerken sag basamak ve dogal olarak basamagin uzerindeki ayagim kamyonete temas etti. Carpisma anindaki hizimin 70km/s civarinda oldugunu tahmin ediyorum karsidan gelen arac da 50km/s ile geliyor olmus olsa yaklasik 120km/s lik bir hizla carpismanin oldugunu varsayabiliriz. Sag taraftaki yan cantanin da bacagimla ayni anda carptigini tahmin ediyorum. Canta belki bacagimin maruz kaldigi sikismayi biraz olsun azaltmisti tampon gorevi gorerek. Canta parcalandi ve icindekiler etrafa dagildi, sag basamak saseye baglandigi yerden kirildi, on suspansiyonu gidonun altindan saseye baglayan demir kirildi. Ben sol tarafa dogru motosikletin uzerinden ucarken motosiklet de hemen arkamdan sola dogru devrilip biraz suruklendikten sonra durdu. Ayaga kalkmadan once cok kisa kendime baktim. Yasiyordum. Kollarimi ve bacaklarimi hareket ettirebiliyordum. Basimda ve boynumda rahatsiz edici birsey hissetmiyordum. Dogrulup kaskimi cikartmaya calisirken carptigim aracin surucusu yanima gelmisti. Adam cok sakindi, bir seyler soyluyordu ama ne isitiyor ne de anliyordum. Kaskimi, gunes gozlugumu ve kulak tipalarimi cikarirken etrafa dagilan esyalarima ve Mariposa nin parcalarina baktim. Hersey darmadagin olmustu. Kaza yaptigima inanamiyor inanmak istemiyor, boyle bir hata yaptigimi kabul etmek istemiyordum. Adam bana Ispanyolca birseyler sormaya calisirken ben bagirip cagirmaya basladim. Ayaga kalkip dagilmis esyalarimi toplamaya calisirken sag bacagimda bir sicaklik ve sikisma hissetmeye basladim. Esyalardan vazgecip motosikleti kaldirmaya calistigimda sag bacagima birseyler oldugunu anladim ve herseyi birakip asfaltin ortasina oturdum. Kendi kendime hala bagirip duruyordum; Turkce olarak tabi ki. Sirtimdaki Camelbak den biraz su cektim agzima. Birazini ictim birazi ile yuzumu yikadim. Pasaport, para, telefon, icerisine cok seyimi not ettigim cep ajandam vb. esyamin bulundugu bel cantam belimde degildi. Etrafa bakinip nerede oldugunu buldum ve isaret ederek getirmelerini istedim. Carpisma sirasinda dikisleri acilmis ve bel bagi kopmustu. Bu arada cevreden birileri geldi, etrafa sacilan esyalarimi, ucusan kagitlari toplayip yanima getirdiler, motosikleti kaldirdilar. Yerinden cikan GPS i montumun cebine koydum. Saglam kalan sol canta icerisinden ilk yardim cantami cikardim. Sag botumun tabani carpisma sirasinda cikmis sadece burnundan bir yerden tutuyordu. Pandolonumun sag bacagi dize kadar yirtilmis, diz korumasi aciga cikmisti. Sisen bacagimi ve ayagimi botun icerisinden zorlukla cikarabildim. Bu arada Federal Polis geldi. Nasil bu kadar cabuk gelebildiklerine hala sasiriyorum. Bir polis memuru aractan iner inmez fotograf cekmeye basladi digeri de bana biraz yaklasarak ambulans cagiracaklarini sakin olmami soyledi Ingilizce olarak. Hala kabul edemiyordum. Allahim bu bir ruya olmaliydi birazdan uyanacaktim, terlerimi elimle alnimdan silecek ve basimi yumusak yastiga koyup uyumaya devam edecektim. Sabah da yolculuguma kaldigim yerden devam edecektim. Gozlerimi kapatip tekrar actim. Yatagimda degildim, gercekten kaza yapmistim. Kendi kendime bacagima birseyler yapmaya calisirken polis memuru uzaktan beni izledi, yaklasmadi ve dokunmadi. Sogutucu spreyi cikarip sisen ayak parmaklarima ve dizimle ayak bilegim arasindaki sisen bolgeye sikmaya basladim. Kirik ihtimaline karsi diz altinda kalan bolgeyi sargi bezleri ile sabitlemeyi dusundum ancak herhangi bir agri yada aci hissetmedigim icin vazgectim. Koruyucu kiyafetlerim ve ozellikle botlarim sayesinde derimde hic bir yerde herhengi bir yaralanma gorunmuyordu. Sadece botun icerisine kalan yerde 2cm kadar bir bolgede deride biraz zedelenme vardi o kadar.

Bu olaylar sirasinda zamani algilayisim degismisti gerci ama yine tahmin ediyorum en fazla 10 dakika icinde ambulans geldi. Ilk yardim ekibi ile Ingilizce Ispanyolca arasinda bir dilde bir seyler konustuk, guler yuzlu olan ilk yardfimci plastik eldivenlerini giydi, gozlerimi kontrol etti. Ilk yardim derslerinde gordugum, icerisine hava uflenerek sisirilmek suretiyle bacagin hareket etmesini engelleyen torba seklindeki sabitleyici ile bacagimi sabitleyip beni sedyeye aldilar. Bu arada polis yanima almak istedigim degerli seyleri almami soyledi. Hangisi degersiz ve onemsizdi ki... yanimda tasidigim bir vida bir kablo parcasi bile cok onemli ve oneminden dolayi degerliydi bu seyahatte benim icin. Bel cantami, icerisinde bilgisayarimin da oldugu parcalanmayan yan cantayi ve kiyafetlerimin bulundugu cantayi isaret ettim. Beni ambulansa yuklemeye calisirlarken polis memuru gosterdigim esyalari tasiyordu. Icerisinde fotograf makinemin bulundugu, Erdem Los Angeles den yola cikmadan once hediye ettigi tank ustu cantayi da isteyince polis gulmeye basladi ve tum esyalarimi toplayip guvenli bir yerde saklayacaklarini soyledi.

Sansliydim, guzel bir yerde yapmistim kazayi, hastane cok yakindi. En fazla 7 dakika icinde bir hastanenin rontgen odasindaydim. Beni klimali rontgen odasinin buz gibi masasina yatirdiklarinda yavas yavas gercegi kabullenmeye baslamistim. Hatta sevinmeye bile basladim. Hayattaydim. Sag bacagimdan baska bir hasar yoktu. Cok daha kotu seyler olabilirdi. Sansliydim. Acaba sabah Puerto Vallarta dan yola cikarken, soyunup tekrar giyinmeyi gozumde o kadar buyutmeseydim de Starbucks da guzel bir espresso icseydim butun bunlar yine olacak miydi? Ya da yakit almak icin durdugum Pemex istasyonunda o dondurmayi yemeseydim? Trafik isiginda sariyi gorunce gecmeyip dursaydim...Allahim! Neden? Fazla degil sadece 3 saniye daha erken yada daha gec kaza yerinde, o noktada olmami saglayacak kucuk kucucuk minicik birsey yapsaydim ya da yapmasaydim da bu kaza olmasaydi ne olurdu sanki ¿!&#8226;$%&#8226;&/?? Yok yok ucuz atlatmistim, belki burada bu kazayi yapmasam biraz daha ileride daha buyuk bir kaza yapacaktim, belki cok daha sonra cok daha kotu seyler gelecekti basima. Sukurler olsun ucuz atlatmistim.

Simdi Londra da yasayan, film ve muzikten cok iyi anlayan dostum Metin in yillar once bana onerdigi bir film var Kos Lola Kos adinda. Yanlis hatirlamiyorsam Alman bir yonetmenin filmiydi. Filmde ayni senaryo uc defa isleniyor. Ancak olaylar dizini, bolumlerin her birinde Lola nin kosmaya basladigi noktada olan seyler sebebi ile cok kucuk zaman farkliliklari ile basliyor. Bir bolumde Lola 13:17 de kosmaya basliyorsa digerinde 13:20 de, sonuncusunda ise 13:14 de basliyor kosmaya ve cok farkli surecler yasaniyor ve bolumlerin sonunda bambaska sonuclara variliyor. Belki bu kazayi burada bu sekilde yapmamis olsam daha sonra cok farkli seyler olacakti, kim bilebilir ki!

1 Haziran 2009 Pazartesi Mazatlán dan yola ciktigim gunun aksaminda Puerto Vallarta ya vardigimda sadece klimali oldugundan emin oldugum icin Burger King de bir seyler yemek icin durmustum. Terimi kurutup karnimi doyurduktan sonra kalacak bir yer bulmak uzere marsa bastigimda Mariposa calismamisti. Otoparktaki gorevlilerin yardimiyla iterek calistirmistim, daha sonra sehir merkezinde de defalarca yoldaki insanlardan yardim isteyerek itip calistirmak zorunda kalmistim. Bir sonraki gun yine buyuk zahmetlerle ve terleyerek akuyu kontrol ettirmek icin deniz motoru ve jet ski lere bakim yapan bir yere gitmis, akunun bakimini yaptirmistim (bakimsiz akuleri kullanmaya alismisiz yillardir Turkiye de, su seviyesi ve asit orani kontrol edilmesi gereken akuleri unutmusuz. Amerika da satilan motosikletlerde hala bakim gerektiren akuler var yani). Servisteki adam akunun cok saglikli olmayacagini yenisi ile degistirmemi onermisti. Guadalajara dan bakim gerektirmeyen yeni bi aku almaya karar vermistim... Acaba bu da bir isaret miydi? Neyse daha fazla uzatmayayim. Dokulen sutun davasi olmaz, benim sut de dokuldu iste :)

Compostela daki hastanede ilk mudahele yapildi. Rontgen filmleri cekildi, bacagima gecisi bir alci yapildi, sogumaya ve agrimaya baslayan bacagim icin agri kesici igneler yapildi vb. Buradaki pratisyen hekim yaklasik 50km uzakliktaki, ortopedi uzmaninin bulundugu, Nayarit in baskenti Tepic deki hastaneye sevk etti beni. Buradan sonrasini cok uzatmayayim bir ara bilahare anlatirim merak edenler icin ancak kisaca olaylar soyle gelisti : Sag ayagimin yerinden cikan bas ve onun hemen sagindaki en uzun parmagi uyusturucu ignelere ragmen hastanenin acil bolumunun duvarlarini catlatan cigliklarim esliginde Doktor Sanchez tarafindan yerlerine oturtuldu, carpisma sirasinda ezilen bacagim gunde 3 kez kontrol edildi. Damar yolu ile verilen ilaclarin da yardimi ile sisen bacagim normal kalinligina yakin bir boyuta indirildi. Cekilen rontgenlerde yine sag bacagimda dizimle ayak bilegim arasinda kalan arka taraftaki (ondeki kalin olan degil arkada kalan ince kemik) kemigin kirildigi tespit edildi ancak bu kirikla kimse ilgilenmedi ve onemsemedi. 2 gun acil serviste 7 numarali kosede bir sedyede, 3 gun buyuk bir odada 171 numararli yatakta uzerimde kendime ait sadece alt ic camasirim ve sol corabim oldugu halde kaldim... Pazar gunu Intern Doktorlardan birinden buldugum bilgisayardan Torkan a Istanbul a bir mail gonderip yarim yamalak durumu anlattim. Operasyona alinmam durumunda en azindan birinin haberinin olmasinda fayda vardi. Ertesi gun baska bir intern doktor Turkiye den kardesin ariyor diye yanima geldiginde dogru kisiyi haberdar ettigimi teyid etmis oldum; sadece Tepic diye bir yerde bir hastanede oldugumu yazmistim ama Torkan bulmustu izimi!

Gerci hastaneden ciktiktan sonra da Tepic de biraz heyecanli anlar yasadim ama simdi onu da anlatmayacagim. Merak edenler icin daha sonra :)

Meksika daki Turk Konsoloslugunu aradim hastaneden ciktiktan sonraki gun. Sagolsunlar Gul Hanim ve Bulent Bey ilgilendiler, ozellikle Compostela daki polis merkezindeki islemler icin. Bazi onerilerde bulundular, tavsiyeler verdiler...



Su anda iyiyim, pek cok sey yolunda. 21 Kasim 2009 a kadar Meksika vizem var benim ve motosikletimin, yani acelem yok. Motosikletim yuruyecek durumda degil ama tamir edilebilir, esyalarim bir sureligine benden uzakta ama hic birini dert etmiyorum. Daha sonra ne yapacagimi da su anda dusunmuyorum, bir seye karar vermek de istemiyorum. Tek dusundugum sagligim. Doktor Sanchez sekiz hafta ustune basma dedi ama ben bir ara Doktor Deniz i arayip konusacagim o bu islerden daha iyi anlar.

Su anda ihtiyacim olan tek bir sey var. Yardimci olabilecek kimse varsa memnun olurum. Meksika da Guadalajara ya da Tepic civarinda motosikletimi ve esyalarimi alip resmi islemleri halletme konusunda bana yardimci olabilecek saglam guvenilir Ispanyolca ve Ingilizce / Turkce bilen bir kisi :)

Saludos desde Guadalajara!

78 MOTOSIKLETSIZ GUNLER
20 Haziran 2009

Tanidigim ve daha once hic tanismadigim ismini bile bilmedigim o kadar cok kisiden mail ve yardim teklifi geldi ki sasirdim! Liste uzun olacagi icin herkesin ismini yazamiyorum, herkese cok tesekkur ederim. Bu seyahate yalniz ciktigimi ve yalniz oldugumu dusunuyordum ama degilmisim : )

Carsamba gunu Alex (adinda bir melek) ile birlikte onun arabasi ile Compostela ve Tepic e gidip uzun ve dolanbacli resmi islemlerden sonra esyalarimi alabildim ve motosikletimi gorebildim. Tepic de Alex in arkadasi Joel de tum gun bize eslik etti. Inanilir gibi degil: dunyanin bir ucunda sadece sokakta motosikletin basinda en fazla 7 dakika sohbet ederek tanistigim bu adam isini gucunu birakip bana yardim etmek icin elinden geleni yapti ve hala yapmaya devam ediyor, bunun karsiligini nasil odeyebilecegimi bilemiyorum.


Yorucu gunun sonunda guzel bir yemekle odullendirdik kendimizi

111 milyon insanin yasadigi bir ulkede guvenebileceginiz 1 tek kisinin bile olmamasi insani ister istemez yalniz hissettiriyor. Dilini, kanunlarini, kanunlarin disinda isinizi halletmek icin gerekli yollari bilmemek de gucsuz hissettiriyor. Sevgili Levent Kalpakci nin soyledigi gibi bunlar insani guclendiriyor aslinda yasandiktan sonra ama surec oldukca yorucu ve yipratici oluyor. Tam adini bile bilmediginiz bir insanin yarim yamalak tercume etmeye calistigi resmi belgelerin ve kaza raporlarinin altina imza atmak ve yanina parmak izinizi basmak hic de kolay degil.
Alex in soyledigine gore kazada herhangi bir yerimin kanamamasi buyuk bir sans; taraflardan birinde bir damla bile kanama olmasi durumunda kazaya karisan iki tarafi da hapise aliyorlarmis burada kanun geregi.

Motosikletimi almak icin gerekli islemler biraz daha surecek gibi. Hersey yolunda giderse onumuzdeki hafta Mariposa yi bulundugu arac coplugunden cikarip onarimi icin bir yer bulmaya calisacagim. Motor blogu ve sase saglam gorunuyor onun haricinde on taraftaki hasar onarilabilecek gibi gorunuyor ancak oldukca fazla parca gerekebilir.



Sagligim mi? Kontrol icin baska bir hastaneye gittim, tekrar filmler cekildi muayene edildi bacagim. Sis de inmeye basladi, hersey olmasi gerektigi gibiymis. Bu doktor da alcinin gereksiz oldugunu soyledi ancak 1,5 2 ay uzerine basmadan, yurumeye calismadan gecirmem gerekiyor.

88 ISPANYOLCA NIN ONEMI
30 Haziran 2009



Seyahate cikmadan birkac gun once arkadaslarimla Maslak ta sohbet edip kahve icerken, Esma, Baris diye bir arkadasindan bahsetmis, irtibata gecip Latin Amerika hakkinda fikir almam icin web sitesinin adresini vermisti. Kolay bir adres www.barisnerede.com ama ben yine de unutmamak icin ajandama not almak uzere cantami karistirirken, Esma gulumseyerek ve saskinlikla Baris in hemen arkamizdaki masaya oturmak uzere oldugunu soylemmisti! Tanisip ayak ustu iki satir sohbet etmistik. 288 gunde Dunya nin cevresini dolasan bir gezgin Baris. O nun web sitesinden aldigim, bir ilanda kullanilan, yukaridaki fotograf cok hosuma gitmisti ve guldurmustu beni. Bugunlerde ayni bu fotograftaki sahneleri yasiyorum ama gulemiyorum halime! Yasanan bir durumu bu kadar iyi anlatan bir fotograf olamaz; Ispanyolca bilmiyorsaniz durum aynen boyle burada. Temel ihtiyaclarimi karsilamak icin gelmeden Elcin hocamla biraz calismistik ve gezi rehberindeki birkac cumleyi ezberlemistim ancak gelismis ihtiyaclar icin bu seviyedeki Ispanyolca ne yazik ki yeterli olmuyor. Motosikletsiz ve bastonlu gunlerde Meksika da yapilabilecek en faydali seyin Ispanyolca ogrenmek olduguna karar verdim ve kollari sivadim. Bakalim yarari olacak mi onumuzdeki gunlerde gorecegiz!

Bu arada sagligim her gecen gun daha iyiye gidiyor ancak motosikletime hala kavusamadim ve dolayisi ile onarimina henuz baslayamadik.

111 MEKSIKA DA 56.GUN
22 Temmuz 2009

En fazla 1 hafta 10 gun kalirim dedigim Meksika da, zorunlu inisim (!) sebebi ile 56. gunumu dolduruyorum bugun; evdeki hesap carsiya uymadi yine.

Insan kendine biraz firsat verince cok guzel seyler yasiyor, yeni insanlarla tanisiyor, yeni lezzetler tadiyor, bambaska diyarlara gidiyor... Matruska gibi, bir bebegin icinden baska bir bebek onun da icinden daha farkli bir bebek cikip duruyor.


Vejeteryan restaurantinin duvarlarindan

Ucsuz bucaksiz evrende, minicik Dunya gezgeninin sadece %8,3 unu kaplayan Amerika kitasinin 35 ulkesinden birinde, Meksika da kucucuk bir sehre giriyorsunuz. Normal sartlarda bir iki gun harcayip 'gorulenler listesi' ne ekleyip yolunuza devam edeceginiz bu yerde gunler gectikce farkli seyler gormeye ve yasamaya basliyorsunuz. Iki gun icerisinde asla kesfedemeyeceginiz guzellikleri kesfediyorsunuz zamanla. Nerede ne yenir ne icilir, nereye ne zaman gidilir yada gidilmez ogrenmeye basliyorsunuz. Yemem dediginiz meyve baharatlarini, icinde aci biber olan dondurmalari, sabah kahvaltisinda fasulyeyi, icinde ne oldugunu anlamadiginiz seyleri yemeye ve sevmeye basliyorsunuz. La Bodeguita del Medio da Cuba muzigi ve mojito ile sarhos olup duvarlarina bir imza da siz atiyorsunuz ve sarhos olunca bastonlarla yuruyemediginizi kesfediyorsunuz :)


Taco de lengua lar geliyor. Arkada kulagini karistiran adamin konu ile ilgisi yok.

Taco nun bu kadar farkli cesidi olabilecegini tahmin etmezdim mesela; tavuklu, kirmizi etli, peynirli, karidesli, balikli, sebzeli, keci etli, kellenin sadece yanaklarindan yapilani...ve en begendigim dillisi (taco de lengua). Tattigim ama Ingilizcesini ve Turkcesini bilmdigim icin tarif edemeyecegim benim icin sadece Ispanyolcasi olan daha niceleri...

Donere burada al pastor diyorlar. Tacos yaparken ananas ile birlikte servis yapiliyor, cin yemegi tadinda ama degil!

Icecekler de ayni sekilde bolca ve farkli sekillerde...Jamaica, tuba, tepache... Ispanyolca isimlerini soyleyip birakmayayim. Bir ikisini tarif etmeye calisayim. Bu tepache aslinda dogal olarak fermante edilmis ananas. Hafif eksi keskin bir tadi var, saraptan biraz daha kivamlica ve basta hafif gelmesine ragmen cok kolay sarhos edebiliyor. Buz, elma dilimleri ve cevize benzeyen bir yemisle birlikte dolduruyorlar bardaga. Bir baskasi yine fermante edilmis misir suyu anladigim kadariyla. Agua de horchata da favorilerim arasinda, pirinc suyu ve tarcin iceren alkolsuz harika birsey.

Sadece yiyip icmiyorsunuz tabi ki, en guzeli insanlar...

Birisi ile tanisiyorsunuz, o sizi baska birileri ile tanistiriyor. Sohbet edip o insani biraz taniyip birlikte zaman gecirince aslinda disaridan gorundugu gibi sig olmadigini, icinde ucsuz bucaksiz bir evren oldugunu kesfediyorsunuz. Gorunuse aldanmamayi ogreniyorsunuz bir defa daha!

Yada o sehre girmeden sadece tabelasina bakip yola devam ediyorsunuz. O zaman sizin icin sadece yolda gecilen kucuk bir yer oluyor orasi. Neler yasaniyor neler olup bitiyor orada hic bir zaman bilmiyorsunuz, o guzel insanlarla tanisamiyor, onlari bilmiyor, Dunya daki varliklarindan haberdar olmadan kendi yasaminiza devam ediyorsunuz...

Motosiklet mi?

Hangi motosiklet!

144 KUBA
24 Agustos 2009

Agustos basinda bastonlari birakip yavas yavas yurumeye baslayinca yerimde duramadim. Motosikletsiz gitmekten keyif alabilecegim yakin cevredeki ulkelere bakmaya basladim ve sonunda Kuba ya gitmeye, Kuba devriminin liderlerinden Fidel Alejandro Castro Ruz un 13 Agustos taki 83. yas gununde Havana da olmaya karar verdim. 22 Agustos daki dogum gunumu de Kuba da gecirecek sekilde Kuba hava yollarindan ucak biletimi alip vize icin Mexico City e gittim. Katmandu hakkinda arastirma yaparken yolbizibekler e girip ziyartci defterine not birakan Ali Karabulut ile tanismak icin yoneticiligini yaptigi Swenka adli Jazz kulubune ugradim aksam. Sansima o aksam Brezilya gecesiydi, Ali ustat ile tanisip biraz sohbetlestikten sonra Cumartesi oglen onun evinde Turk kahvesi icmek ve Kuba vizemi almak icin sozlestik.


Arkada Fidel in dogum gunu kutlamasi hazirliklari

Yaklasik 3 aydir yuzyuze kimseyle kendi dilimde konusmadigimdan midir yoksa Ali ustadin hos sohbeti ve ilginc yasam oykusunden midir bilmiyorum zamanin nasil gectigini anlayamadim. Kahve sohbetimiz sonrasinda, Ali nin oturma odasinda, pasaportumun fotokopisini verip 30 gunluk Kuba vizemi aldim. Farkli ulkelere seyahat icin cok vize aldim ama daha once hic bu kadar kolay ve ilginc bir sekilde vize almamistim; tekrar sagol ustat!
Gelelim dillere destan Kuba ya! Bu ulkeyi gorene kadar benim icin en farkli ve ilginc ulke Hindistan di. Renkleri, kokulari ve daha once gordugum ulkelerden hic birine benzemeyen pek cok diger ozelligi sebebi ile Hindistan i ayri tutardim kendimce. Bu ozel yeri artik Kuba ya veriyorum.
Malum, ayni seye bakip farkli seyler gormek mumkum her zaman icin. Daha once Kuba ya gitmis ve daha sonra Kuba ya gidecekler benim gorduklerimden cok daha farkli seyler gormus yada gorecek olabilir; gayet normal. Benim paylastiklarim benim gorduklerim sadece : )
Daha once bulunmadigim yeni bir yere yeni bir ulkeye gittigimde ilk once orayi anlamaya calisirim. Yeni bir insanla tanisiyormus gibi sorular sorar, sagina soluna bakar, inceler tanimaya gayret ederim. Bir insani yada ulkeyi anlamadan dogru iletisim kurmanin mumkun olmadigina inanirim cunku.
Bir insani anlamayi bir kenara birakalim simdi, bir ulkeyi anlamak nasil olur?
Ben bir ulkeyi anlamak icin once o ulke hakkinda biraz arastirma yapiyor, tarihi, cografyasi, iklimi, ekonomisi, halkinin inanis ve davranislari hakkinda birseyler okuyorum. Daha sonra oraya vardigimda buldugum ilk firsatta oturup gunluk hayati izliyorum. Insanlarini gozlemliyorum; neler yapiyorlar ve daha da onemlisi nasil yapiyorlar, nasil giyiniyorlar, ne yiyip iciyorlar, nelere ilgililer... Sonra bunlarla, %100 dogrulukta olmasa da kucuk sapmalarla bazi fikirler ediniyor ve kendimce cikarimlarda bulunuyorum. Daha sonra da kendi kendime cizdigim bu haritayla ilerliyor ve yol yordam buluyorum.
Kuba yi anlayamadim, bir turlu isin icinden cikamadim!
Belki sosyalist bir cumhuriyetin ne demek oldugunu biraz daha anlamak gerekiyordu gitmeden once... Hayranlik seviyesinde olmasa da ozgunluk, cesaret ve liderliklerine saygi duydugum insanlar Che ve Fidel. Onlarin yurudugu sokaklarda yurumek, onlarin soluk alip verdigi yerlerde olmak ve kurduklari duzeni kisa da olsa gormek istedim. On gunde turist olarak bunu gormek ne derece mumkun sorgulanir ancak denedim.



Amerika ile Rusya arasindaki soguk savas bitip 1994 yilinda Rusya Kuba ya verdigi destegi cekince Kuba hukumeti daha sonraki yillarda turizme agirlik vermeye baslamis. Sosyalist duzen icerisinde yasayan halkini korumak icin de kendi halkinin kullandigi Kuba Pesosu nun yanina bir de CUC para birimini cikarmis. 1 CUC yaklasik olarak 1 Amerikan Dolari na esit (Kuba disindaki degeri) ancak ulkede Amerikan Dolari bozdurmak isterseniz yaklasik %11 civarinda bir cezasi var. Turkiye den Kuba ya gelecekseniz Euro getirmekte fayda var cunku az sayida ve sikca calismayan bankamatiklerden nakit cekmek isterseniz de komisyonlar oldukca yuksek. Yada benim gibi Meksika dan gececekseniz Meksika Peso su da goturebilirsiniz. CUC aslinda turistler icin ancak bazi seyler sadece CUC ile satildigi icin yerel halk da bazi yerlerde CUC u kullaniyor. 1 CUC ile 25 Kuba Peso su alabiliyorsunuz. Kubaliliar peso kullanirken siz CUC kullaniyorsunuz. Yani baska bir degisle bazi mal ve hizmetler icin yerel halkin 25 kati fazla odeme yapiyorsunuz. Ayni zamanda turistler icin var olan mal ve hizmetleri satinalmak isteyen Kubalilar da sadece CUC ile bu islemleri yapabiliyor. Simdi bu ne demek diyeceksiniz! Soyle orneklemeye calisayim: Havana Café de ayak ustu espresso icmek icin turistseniz 1 CUC (yani 1 USD), Kubali iseniz 1 Peso yani 4 cent (dolar cent) oduyorsunuz. Otobusler sadece yerel halk icin, turistlerin kullanmasini istemiyorlar. Turistler icin taksiler var. Pekcok seyin oldugu gibi taksiler de devletin. Havana icerisinde yaklasik 5km lik mesafe icin taksiye 5CUC yada otobuse binebilirseniz 44 cent (peso cent) (1,8 cent dolar) oduyorsunuz. Fikir vermesi icin birkac seyin daha yaklasik fiyatini vereyim: 1,5lt lik PET su 1,5CUC, Tu Kola (Coca-Cola tadina cok yakin Kuba kolasi - senin kolan) 1CUC, 300ml lik 3 yillik Havana Club rom 2CUC, Crystal kutu bira 1,5CUC, 1lt lik kutu sut 2,4CUC, salata ve tatlisi ile birlikte aksam yemegi 15-20CUC... Buraya kadar hersey normal (gibi) degil mi! Peki Kubali lar ne kadar kazaniyor? Bir taksi soforunun, garsonun, ascinin, banka memurunun... bir aylik maasi 400 Peso (16USD), dis doktoru, muhendis vb. nin bir aylik maasi ise 800 Peso (32USD). Kucuk bir matematik yaparsak bir doktor bir aylik maasi ile 32 kutu kola yada bir muhendis yine bir aylik kazanci ile 13 kutu sut alabiliyor. Bu matematigin ne anlama geldigini anlayamadigim icin turisletin dolastigi caddelerden halkin yasadigi sokak aralarina girdim, otelde degil casa particulares denen Kubali ailelerin evlerindeki kiralik odalarda kaldim bu insanlar nasil yasiyor diye anlayabilmek icin. Unidad denen kucuk satis noktalari var mahallelerde, karne ile alisveris yapiliyor ve sadece temel ihtiyac maddeleri satiliyor. Cogu zaman onlerinde kuyruklar oluyor ve sadece bellirli saatlerde acik bu yerler. Fotografini cekmeyi cok istedim ama yapamadim. Onca insanin arasina girip 'sizlerin nasil alis veris yaptiginizi fotograflamak istiyorum' diyemedim bir turlu. Ama bir miktar Kuba Pesosu alip Havanalilarla birlikte bir turlu gelmeyen otobusleri bekleyip itis kakis otobuslere bindim, Kubalilar icin yapilan ve karne ile satilmayan 2 peso ya kizarmis sekerli hamurlardan, 4 peso ya uzerine peynir degdirilmis pizza dilimlerinden, 1 peso ya kulahta dondurmalardan yedim. Konusmadigim zaman Kubali olmadigimi anlayamadiklarini fark ettigim kahvecilerden 1 peso ya espresso ictim... Yine de anlayamadim bu duzeni!
Egitim, saglik ve benzer temel hizmetler ucretsiz. Ev, eletrik, su vb. icin cok dusuk ucretler oduyorlarmis. Pasaport alabiliyorlar ama yurt disina cikmalari icin ucak bileti (Paris gidis donus 900 CUC) alacak parayi bulmak, vizeler ve davet mektuplari kolay degil ve hatta neredeyse cogunluk icin imkansiz...
Kiz erkek bazi genclere bakiyorsunuz kiyafetleri ayakkabilari son moda... Sadece CUC ile satis yapilan bazi kiyafet satan dukkanlarin onunde insanlar sirada bekliyor, taninmis markali ayakkabilar 35-50 CUC. Bu insanlar bunlari nasil aliyorlar bu paralari nereden buluyorlar cozemedim...

Lynet Guantanamo da yasiyor, muzik okumus flut caliyor. Egitim seviyesi oldukca yuksek Kuba da. Saglik konusunda da oldukca iyi bir yerdeymis, 170 kisiye bir doktor dusuyormus. Mail amacli interneti kullanabiliyorlar ancak web sitelerine girip ozgurce dolasamiyorlar. Bu arada youtube Turkiye de hala kapali mi?

Fotograf makinesi, gezi rehberi ve saskin bakislar bir turisti ayird etmenin el belirgin yollaridir butun Dunya da. Havana da bunlara ek olarak sokakta terlikle dolasmak, bir restauranttan cikmak, PET siseden su icmek de turist oldugunuzu ele veren izlerden. Turist oldugunuzu anlayan erkekler ucuza ulasim, puro, rom, kalacak yer, eglence, yatacak kiz, marijuana satmaya, biraz cesaretli genc ve guzel kizlar da kendilerini satmaya calisiyorlar. Ulkede kaldiginiz sure icerisinde sadece sizinle yemek, icmek, eglenmek ve o sureligine sizin gibi yasamak icin yine bedenlerini kiralamaya hazir cok fazla sayida genc kiz var sokaklarda. Los isikli, bol gurultulu muziklerin calindigi 'eglence yerleri' nin kapilarinda sadece giris parasi ve iceride birkac icki karsiliginda sabaha kadar sizi eglendirmeyi taahhut eden gencecik kizlar var. Yasi biraz daha gecmis hala guzel vucutlu olanlar ise bir ayakkabi yada canta alacak kadar para karsiliginda yine kollariniza kosmaya hazir...

Fidel bunlari goruyor ve biliyor mu? Che nin ugruna mucadele ettigi sistem bu muydu? Che hayatta olsaydi bu durumda ne yapardi?....bilemiyorum, dedim ya anlayamadim. Sosyalist bir sistem icerisinde gizli(!) kapitalist bir duzen kurmuslar.

Mevcut sisemin de bu duvar resmi gibi elden gecirilmesi gerekiyor bence... Egitim, Is ve Silahli kuvvetlerin Kuba tarihindeki onemli kisileri...

Bir baska bakis. Kubalilar calismayi sevmiyorlar yada gerek gormuyorlar. Az ya da cok calissalar da hic bir sey degismeyecek onlar icin cunku, kazanclari ve yasamlari ayni. Sokaklarda muzik ve dans bedava, cogunlugunun saatle isi yok, benim gibi birakmislar onlarda saatle yasamayi. Gunde sadece bir kac saat calisip aksam uzeri gun batimindan gece yarisina kadar camlarda, balkonlarda ve sokak kapilarinda oturup disariyi seyrediyorlar. Bir aksam biraz rom icip ben de oturdum kaldigim evin sokak kapisinin onune. Gelen gidenle selamlasip gecip duran insanlari izledim alt kattaki yasli tegze ile birlikte. Yaslilar biraz daha yavas konustuklari icin Ispanyolca anlasmak daha kolay oluyor.

Bu adamlar yanlarinda duran ayakkabilari satmaya calisiyorlar. Kullanilmis ancak onarilip temizlenmis ve guzelce boyanmis.

Sadece Istanbul u gorup Turkiye yi anlamak nasil imkansizsa, sadece Havana yi gorup Kuba yi anlamak da o kadar imkansiz tabiki. Paket bir tur alip Varadero ve Kuba da halktan soyutlanmis otellerde kalarak Kuba biraz daha eglenceli olabilirdi belki. Benim seyahatim eglenceden ziyade biraz buruk bir tad birakti agzimda.


Kara kutunun icerisinde ne vardi bilemiyorum ancak bu adamcagiz o kutu ile bir suru seyler yapip sonunda icinden oldukca guzel siyah beyaz fotograflar cikariyordu.


Eski ama hala calisan Amerikan arabalari...Her surucu ayni zamanda iyi bir usta anladigim kadariyla.


Yokluga ragmen son derece guvenli Havana sokaklari. Insanlari son derece sicak kanli ve iletisim kurmaya istekli. Gerci bu adam biraz sarhostu ve biraz daha icki almak icin para istiyordu ama...


Kuba yi anlamaya calisirken kaldirimda oturmus insanlari izlerken Kubali bir genc beni resmetmis. Bir kola parasina Kuba hatirasi...

152 MEXICO CITY
3 Eylul 2009

Kucuk bir sirt cantasi ve buyuk onyargilarla geldim Meksika nın başkenti Mexico City e. Meksikalilar DF (deeffe diye okunuyor) diyorlar buraya. 20 milyona yakın nüfusu ile Dünya nın en kalabalık 10 şehri arasında ve ayni zamanda dengesiz gelir dagilimi sebebi ile de Dunya nin en tehlikeli sehirleri arasinda yer aliyor. Metrosu yankesicileri ile, taksileri adam kacirma olaylari ile caddeleri gunduz gaspcilari ile birliktte aniliyormus. Meksikali arkadaslarim buraya gelirken ne kadar olumsuz yonu varsa baskentin hepsini anlattilar. Hatta biri, organ mafyasinin siparis uzerine organlarini almak icin adam kacirdigindan bile bahsetti.



Sokakta 'manevi temizlik' servisi

Şehrin eski merkezi Zocalo da Katedralin hemen arkasındaki hostelime yerleşip korkumu yenmek için sokağa insanların arasına attım kendimi. Fotoğraf makinem dahil tüm eşyalarımı odamdaki dolaba kilitleyip sadece kucuk bir miktar nakit bir para ile çıktım dışarı.



Trafik isiklarinda, gogsunde bebegi jonglorluk yapan kadin

Meydanın çevresinde bir tur attıktan sonra kaldığım yere geri dönüp sırt çantamla birlikte fotoğraf makinemi aldım ve hayatımda bir ilk: üstü açık turist otobüsü ile şehir turuna çıktım. Yıllardır bu turist otobüslerine binmemek için direniyordum ancak burada ayağım ve güvenlik sebebi ile teslim oldum. Yaklaşık iki saat süren şehir turundan sonra sinirli da olsa Mexico City hakkinda bir fikir edinmeye baslamistim. Daha sonraki gunlerde metrosunu kesfederek biraz daha yakindan tanima firsati buldum. Kisini bilmiyorum ama yazi Erzurum un yazina cok benziyor; gunesli, nemsiz, sicak ama bunaltmayan bir hava.


Elektrik, gaz, tesisat ... nasil bir usta lazim?

Surucunun yanindaki on koltugu cikarilmis Wolksvagen kampumbaga taksileri, metro istasyonlarinda yarim metre yuksekligindeki standlarin ustunden tum platformu gozleyen ve kalabalik saatlerde kapilarin kapanmasi icin insanlari araclarin icine dogru iten guvenlik gorevilileri, bazi durumlarda terse de donen doner kavsaklari, otobuslerindeki canli muzikleri, ellerinde CD calar ve DVD oynaticilari sirtlarinda hoperlorlerle yuksek sesli muzik calarak metrolarda kopya CD ve DVD satan gencleri... bu sehrin unutulmayacaklari benim icin.



Canli muzik hizmetli sehir otobusleri... Sagdaki ufaklik birazdan kalkip bahsisleri toplayacak!



Doner kavsaklar tam donmuyor DF de. Bazi yerlerde donus yonunun tersine suren araclar gordum. Nerede ve ne zaman duracaklarini nasil biliyorlar acaba? Trafik isigi yada bir bilgilendirme tabelasi aradi gozlerim ama bulamadim. Iyi ki motosiklet gelmemisim : )




Kaplumbaga taksiler



Teotihuacan; Aztek lerin tanrilar sehri... Gunes ve Ay piramitleri...Kolomb oncesi Amerikanin en buyuk sehri...



Pamela ile Mexico City turu

157 MOTOSIKLETIMIN SON HALINI MERAK EDENLER ICIN
8 Eylul 2009
Kaza sonrasi yola devam etmek icin uc secenegim var.
1.Motosikletim Mariposa yi oldugu gibi birakip, fazla esyalarimdan kurtulup sadece sirt cantamla otobus, ucak, tren, vb. artik ne bulursam Guney e dogru devam etmek,
2.Motosikleti yine oldugu yerde birakip, kiyafet ve en gerekli esyalarimi alip ucakla ABD ye donmek, baska bir motosiklet alip yeniden yola cikmak, en kisa guzargahtan tekrar bulundugum yere gelip kalan esyalarimi alip devam etmek,
3.Karsi tarafa verdigim hasari, 'Alto'- dur isaretinde durmayip trafik kuralina uymadigim icin hakettigim trafik cezasini, 93 gunluk park ucreti ve kaza yerinden park alanina kadar cekici ucretini odeyip motosikletimi alip onarip yola devam etmek.



En azindan hala yerinde duruyor.

En kolay, hizli ve ekonomik olan 2. alternatifi secmekti ama Mariposa yi buralarda tek basina birakmaya gonlum razi gelmedi ve 3. alternatifi sectim.



Bu temiz ve guvenli park hizmeti icin verdigim park ucretini soyleyemiyorum, dilim ve elim varmiyor...




Hay Allah acaba hic dokunmayip, ustune daha fazla para harcamadan burada oylece biraksa miydim! Asil macera simdi basliyor galiba...Bir Turk Amerika dan satinaldigi Japon motosikletini Meksika da nasil tamir ettirir...

Panama vizem 16 Ekim 2009 a kadar gecerli, yetisebilecek miyim acaba...

177 DONUYORUM
29 Eylul 2009

Puerto Vallarta da Kawasaki nin yetkili servisi olmadigi icin kollari sivayip motosikletimi kendim sokmeye karar verdim. Elimdeki bir kac anahtar ve basit takim seti ile on suspansiyonlar dahil olmak uzere tum on kismi sokemeyecegim icin servis sahasini ve takimlarini kullanmama musadece edecek bir yer bulmam gerekiyordu. Italjet marka motosikletlerin satis ve satis sonrasi hizmetlerini veren Carlos kapisini acti bana yine Alejandro nun yardimiyla. Basincli su yikama makinesi, lift, sehpa ve kocaman bir alet cantasi... daha baska ne isteyebilirim ki! Bir de klima olsaydi aslinda hic fena olmazdi aslinda : ) Babam duysaydi bunu 'misiri bulmussun puskullusunu arama' derdi eminim. Puerto Vallarta Pasifik kiyisinda Acapulco nun biraz uzerinde Bahia de Banderas korfezinin icinde sirtini daglara vermis bir cennet ancak hava sicakligi gunduz 35 dereceye kadar cikinca cehennem gibi sicak oluyor ve nem orani oldukca yuksek. Hal boyle olunca sadece fan bir sure sonra yeterli olmuyor.
Soyunca neyle karsilacagimi merak ederek heyecanla calismaya basladim. Yan grenajlar, kafa grenaji, gosterge paneli, kafa demiri, on tekerlek, suspansiyonlar ve baglanti parcalarini birer birer sokup hangileri onarilabilir hangileri yenilenmeli bir liste cikardim... Karsima cikan manzara pek ic acici degildi, tahmin ettigimden fazla hasar vardi... Gerekli parcalarin maliyetleri, temin sureleri ve bu sure icerisindeki benim buradaki yasam maliyetimi de hesaplayinca garip (!) bir durum ortaya cikti.

Ne yapalim buraya kadarmis...

Herkes hata yapabiliyor yanlis karar verebiliyor, hayat oyununun bir parcasi hata yapmak. Ustune bir suru masraf yapip motosikleti coplukten cikarmakla yanlis bir karar vermisim.

Mariposa yi burada birakip donmeye karar verdim...

Tescil islemlerini nasil yaptiracak bilemiyorum ama, burada kaldigim yaklasik 4 ay boyunca hemen hemen her konuda bana cok yardimci olan Alejandro ya hediye ettim Mariposa yi. Hayatimda birisine verdigim en yuksek maliyetli hediye bu!



Nereye mi donuyorum?

California ya baska bir motosiklet alip 'sil bastan' yola cikmak icin Los Angeles a donuyorum.

6 ay once Erdem ile birlikte yola ciktimigiz noktaya geri gonuyorum. Erdem Dunya nin cevresini dolasip turunu tamamladi ve bugun evine dondu, ben hala bir arpa boyu yol alamadim : )

207 California
28 Ekim 2009
Zaman ne kadar cabuk geciyor; Meksika daki evimden ayrilip Los Angeles a geldigimden beri neredeyse 1 ay gecti. Gecen 1 ayin icerisinde neler vardi neler... Erdem in hos geldin partisi ve Dunya seyahati sirasinda yolda yasadiklari, yeni tanistigim degerli insanlar, Bintug ile yeni yol arkadasim Gullu yu bulup almamiz, kagit islemleri ve yeni bastan canta ve baglantilari, guzel sohbetler ve paylasimlar, Aykut ustat ile cay ve ney esliginde farkindalik sohbetleri, 'gaz kesmez Bintug' ile California kesif seyahatimiz...
Bir haftadan biraz fazla bir sure icerisinde yaklasik 2.600km yol yaparak Death Valley, Sequoia ve Yosemite milli park alanlarinda, Sierra Nevada daglarinin bol ayili muhtelif yerlerinde kamp yaparak San Francisco uzerinden 1 numarali otoyoldan, Pacific Cost Highway den, muhtesem okyanus manzarali bir rota uzerinden tekrar eve donus. Seyahate cikmadan once 'ev'benim icin uzun sure icerisinde yasadigim, hayatimi kolaylastiran esyalarimin ve hatiralarimin bulundugu, yerlesmis oldugum kirasini ve faturalarini odedigim yerdi, simdi ise sadece 7 gunden fazla kaldigim, sevdigim insanlarla paylasimlarimin oldugu ve kendimi iyi hissettigim yer,



Binlerce yildir hayatta olan dev Sequoia agaclari...



Her gordugumuzde tuylerimizi urpertip yuzumuzu gulduren ayi uyari tabelalari...



Ayi dolaplari :) Bu ayi konusuna biraz aciklik getirmekte fayda var. Amerika da her eyaletin kendi bayragi bulunuyor; California nin bayraginda da kocaman bir ayi resmi var ( http://www.50states.com/flag/caflag.htm ). Daha onceden bu bayragi gordugumde uzerindeki ayi resmini pek sorgulamamis, eskiden bu bolgede cokca ayi bulundugunu dusunmustum. Megerse bayraga konu olan ayilar hic bir yere gitmemis... Bolgedeki dogal yasami korumak dolayisi ile ayilari korumak icin cok guzel tedbirler alinmis. Milli park girislerinde verilen yazili bilgilerde, kamp alanlarinda, yol kenarlarinda hemen hemen her yerde ziyaretciler ayilar hakkinda bilgilendiriliyor. Amac ayilara zarar gelmemesi saglamak. Gunduz yada gece ayi ile karsilasirsaniz ne yapmaniz gerektigi, yiyecek ve coplerinizi ne sekilde saklamaniz gerektigi ve daha pek cok detay... Ayi dolaplari da bu tedbirlerden biri.



Ateste marshmallow. Kokusu ayilarin istahini acabilir diye biraz endise ettik aslinda ama gelen giden olmadi.



Yosemite milli parki



San Francisco sisler altinda



Kuzey den Guney yonunde Golden Gate ten motosiklet ile gecis $6. Istanbul da kopru gecis ucretlerine zam geldi mi?



San Francisco sokaklarinda cable car a asilarak giderken sehir merkezi...



San Francisco da kaldigimiz otelin Alcatraz manzarali geceligi $45 lik otoparki



Gun batiminda Fishermans Wharf tan Golden Gate Koprusu



Pacific Cost Highway de motosiklet surmeyi zorlastiran manzaralardan sadece biri



Kopek baliklarindan kacmak yada guneslenmek icin kumsala uzanmis foklar

212 CADILAR BAYRAMI
2 Kasim 2009



Son uc haftadir hemen hemen her yerde Halloween suslerini gormeye baslamistim. Bal kabaklari, orumcek aglari, cadilar, iskeletler, vb. ile suslenen evler, restaurant ve cafeler, hatta is yerleri... Yillardir filmlerde izledigim Halloween i, Hollywood da sokak kutlamalarinda yasmak benzersiz bir deneyimdi. Santa Monica bulvarinin Hollywood civarindaki trafige kapatilmis kilometrelerce uzunlugundaki kisminda binlerce (hatta belki yuzbinlerce) insan degisik kiyafet ve kostumler icerisinde sokaklarda dolasiyor. Kurulan sahnelerde konserler veriliyor, insanlar sokaklarda kendi kendilerine eglenip, gelen gecene laf atip fotograf cekiyorlar. Kimse kimseye bulasmiyor, rahatsiz etmiyor aksine herkes birbirine iltifat edip guzel sozler soyluyor... Maskeler takip farkli kiyafetlerle dikkat cekmeye calisanlar oldugu gibi ic camasirlarina kadar soyunup ilgi toplayanlar da var...



Kostumumun bu kadar ilgi cekecegini tahmin etmemistim...



Gecenin sonuna dogru, Erdem, muz kostumlu bayanlara 'saldirmaya' baslayinca, guvenlik gorevlileri tarafindan tutuklandi...

222 YILAN HIKAYESI
12 Kasim 2009

Hhhimmm... nerden baslasam...nasil anlatsam acaba? Tamam buldum soyle baslayayayim... Erdem in sayesinde gectigimiz hafta Cuma aksami tanistigim motosikletli gezgin Tiffany Coates ile birlikte bu sabah Los Angeles dan benim motosikoletimle yola cikip San Diego ya geldik.



Yarin sabah erkenden motosikletimi Tiffany e satacagim, sonra birlikte yolculuk edecegiz...hic birsey anlamadiniz degil mi : )

Meksika ya motosiklet sokmak icin ulkeye giris gumrugunde bir cesit gecici ithalat islemi yapiliyor. 6 ay gecerli bu izin sayesinde ulke icerisinde seyahat edebiliyorsunuz ve basiniza birsey geldiginde ikinci sorduklari belge bu oluyor... Mayis ayinda ithalatini yapip, daha sonra Puerto Vallarta da Alex e biraktigim eski motosikletimin gumruk cikis islemleri, Alex in islemcisinden aldigimiz bilgiye gore 3-4 hafta icerisinde tamamlanacakti ancak bir turlu tamamlanamadi. Meksika, ulkeye soktugum ilk aracin cikis islemleri tamamlanana yada araci ulke disina cikarana kadar ikinci bir motosikleti ulkeye sokmama musade etmedigi icin gectigimiz hafta Carsamba gunu Tijuana dan geri donmek durumunda kalmistim. Bu arada Tijuana ortalama olarak her gun 130.000 kisinin gecis yaptigi Dunya nin en islek sinir kapisi. 30 dakika once Meksika ya cikan ve motosikleti kabul edilmedigi icin tekrar Amerika ya girmeye calisan bir Turk vatandasinin sinirda ne zorluklar yasadigini varin siz tahmin edin... neyse asil konuya doneyim. Tijuana dan tekrar Los Angeles a donup Meksika yi atlayip Guatemala ya gecmenin yollarini arastirmaya basladim... Benim ve motosikletimin Guatemala yada herhangi baska bir Orta veya Guney Amerika ulkesine gitmesi de yetmeyecekti, Puerto Vallarta daki evimde biraktigim esyalarimi da almam gerekecekti... Bu uc bilinmeyenli denklemi cozmek bana 4-5 haftaya ve oldukca pahaliya mal olacakti. Motosikleti deniz yolu ile Chile nin San Antonio limanina gondermeye karar vermistim. Yapilacak islemler hakkinda onerilerini almak icin Tiffany ile konusurken muhtesem bir cozum bulduk...
Yarin sabah motosikletimi Tiffany e satiyorum. Birlikte, onun adina duzenlenecek ithalat belgeleriyle Baja California uzerinden Puerto Vallarta ya benim evime gidiyoruz. Oradaki esyalarimi toplayip arkadaslarima veda ettikten sonra Guatemala ya kadar birlikte gidiyoruz. Meksika dan cikis islemlerini yaptiktan sonra Tiffany motosikleti tekrar bana satiyor ve LA a donuyor. Ben de oradan kendi yoluma devam ediyorum...Nasil cozum ama! Aman aramizda kalsin Meksikalilar duymasin!

Tiffany kim mi? Inanin ben de henuz bilmiyorum, sadece 4 gun once tanistik, Web sitesinde biraz zaman gecirirseniz fikir sahibi olabilirsiniz belki. Sohbet ettikce, gittigi gordugu yerleri ve yasadiklarini duydukca daha ne kadar yolun basinda oldugumu anliyorum...

228 YENIDEN YOLDA OLMAK NE GUZEL
19 Kasim 2009

Yalniz ciktigim bir yolculukta bir baskasi ile hele ki bir Ingilizle seyahat edecegim hic aklima gelmemisti. Cok degil belki iki hafta oncesine kadar birisi, bir Ingiliz kizin motosikletimi kullanacagini benim de arkada oturacagimi soyleseydi sadece gulerdim herhalde!



Tiffany Santa Rosalia, Baja California daki kamp yerimizden motosikletimi cikarirken

Uyusturucu trafiginin yogunlugu ve Meksika guvenlik gucleriyle uyusturucu tacirleri arasindaki silahli catismalari ile unlu Tijuana dan Baja California nin icine dogru seyahat etmek son derece keyifliydi. Guneye dogru indikce hava isinmaya devam etti, Tropic of Cancer sinirini getikten sonra 1,5 aydir ozlemini cektigim Meksika ilkimine kavustum. Baja yarim adasinin neredeyse en guney ucundaki La Paz dan 13 saatlik bir feribot yolculugu ile sabah saatlerinde Mazatlan a vardik. Mazatlan dan eve varmak da zaten bir gunluk yol, hava kararmadan Puerto Vallarta ya vardik.



Sea of Cortez de deniz molasi

Aralar vererek de olsa yillardir neredeyse tum Dunya yi motosikleti ile dolasan biriyle seyahat etmek esi benzeri bulunmaz bir deneyim. Mesela, San Diego da kaldigimiz hostelin buyuk masasinda sabah kahvaltisi sirasinda yapilan sohbeti duymaliydiniz. Tiffany masanin bir ucunda oturan birisi ile Namibya da kuzeye giden bir yol uzerindeki ismini hatirlamadigim koyun guzelligi hakkinda konusuyor, diger ucundakiyle Mogolistan insaninin misafirperverligini tartisiyor, diger taraftan bisikleti ile Guney Amerika ya yolculuk eden Koreli cocuga onerilerde bulunuyor... Dunya bu kadar kucuk mu gercekten diye dusunuyor insan... sanki yillardir bir kasabada yasayan birisi 3-4 gunlugune bolgeyi gezmeye gelen bir yabanciya kasaba hakkinda bilgi verip gezilip gorulecek yerler hakkinda onerilerde bulunuyor. En guzeli de tum bunlari son derece alcak gonullu bir sekilde ve hakli gururunu saklamadan yapiyor olmasi.

Bugun Carlos un motosiklet servisinde motosikletimin yagini degistirip bakimini yaptim, eski motosikletten bir kac aksesuari sokup yenisine aktardim; Gullu yola hazir. Onumuzdeki bir kac gun icerisinde fazla esyalarimdan kurtulmayi basarabilirsem, neredeyse 4 aydir kaldigim, ikinci dogum yerim dedigim, Puerto Vallarta ya ve buradaki arkadaslarima veda edip Acapulco ya dogru yola cikacagiz.




Baja daki kaktusler saksi kaktuslerinden birazcik daha iricene...

Bu arada henuz fark etmeyenler icin kucuk bir hatirlatma : ana sayfanin sag alt tarfindaki SB Nerede? linkine tiklayarak yolda oldugum sure icerisinde nerede oldugumu canli olarak izleyebilirsiniz.

236 Oaxaca
28 Kasim 2009

Evimin anahtarlarini anahtarligimdan cikarmak zor geldi. Puerto Vallarta (PV) da tanistigim guzel insanlara, yasadigim guzel gunlere veda etmek hic kolay olmadi.



Meksikalilarin yasamlarini ve kulturlerini anlamamda en cok yardimci olan arkadaslarimdan Jorge, Alejandro ve ben Marco. PV ta da beni soracak olursaniz El Turco Marco diye sorun, onlar beni boyle biliyorlar : )

650cc lik standart bir motosikletle iki kisi ve bir suru esya ile yolculuk etmenin kolay olmayacagini tahmin ediyordum ama bu kadar zor olacagini dusunmemistim. Topes yada Reductor de Velocidad denen hiz kesme tumsekleri hemen hemen heryerde karsiniza cikiyor ve pek cogunda uyari levhasi yok! LA dan ayrilmadan once Serdar Sunny Unal in arka suspansiyonu guclendirme onerisini dikkate almaliymisim. Oaxaca ya kadar suspansiyonu patlatmadan gelebildik, umarim bundan sonrasi da boyle devam eder.



Surekli 30 derecenin uzerindeki sicaklik, hiz kesme tumsekleri ve yuklu motosiklet oldukca yorucu oluyor. Isin ilginci kullanirken degil de arkada otururken daha cok yoruluyor olmam. Tiffany oldukca deneyimli ve acikcasi benden daha iyi motosiklet kullaniyor ama yine de sadece arkada oturup gozlerimi kapayamiyorum.



Buyuk, kalabalik ve fazla turistik bir sehir Acapulco. Yuksek kayalardan baliklama denize atlayan meshur dalgiclarin tuyler urperten sovunu izlemek, aksam da sokaklarinda biraz dolasmak yetti.

Motosiklet kullanan cogu insanin korkulu ruyalarindan biri de yolda bir hayvana carpmak. Dunya nin her yerinde ozellikle gun batimina yakin saatlerde birseyler yemek icin dolasan, karsidan karsiya gecmek isteyen yada aksam serinliginde hala sicak asfaltta isinmak icin yol ortasinda yatan envai cesit hayvanla karsilasma ihtimaliniz her zaman var. Bulundugunuz cografyaya gore degisiyor bu hayvanlar: Hindistan da inek, pekcok yerde kedi kopek, California da ayi, daglik ve ormanlik yerlerde geyik... Meksika da Iguana ve orumcekler yolda karsiniza cikan hayvanlardan ilginc olanlari. Iguana yi anladik da orumcegi yolda nasil goruyorsun diyorsaniz...



bu orumcekler biraz iri; neredeyse yumruk buyuklugunde ve nedense yolda yurumeyi cok seviyorlar



Puerto Escondido - Oaxaca arasinda Sierra daglarini yuruyerek asan hacilar



Oaxaca nin sehir merkezi diger Meksika sehir ve sokaklarindan cok farkli. Hersey ama hersey cok temiz ve duzenli. Meksika da sadece 1 gun gecirme sansiniz olursa o gunu Oaxaca da gecirmenizi oneririm.



Oaxaca sokaklarinda bisiklete binmedik demeyelim.



Gunun sonuna dogru Oaxaca da yorgunluk kahvesi

240 HOSCAKAL MEKSIKA VE NIHAYET GUATEMALA
2 Aralik 2009

Meksika nasil bir yer diye soracak olursaniz... Soylenecek o kadar cok sey var ki tam olarak yazmaya calissam sayfalar alir...



Meksika yi ozleyecegim!

Insanlari son derece sicak kanli ve misafirperver, yemekleri muhtesem, gezilecek gorulecek cok fazla ve farkli yerleri var. Genel olarak guvenli oldugunu dusunuyorum, tedirgin hissettigim cok az zaman oldu. Kucuk bir kaza gecirmeme ragmen, Turkiye de motosiklet kullanan birisi icin trafigin sorun olacagini dusunmuyorum. Tum ulkeyi gormedim ancak gordugum kisimlarinda trafik isaretleri ve yollar oldukca iyiydi, sadece kasalarinda insan dahil herseyin tasindigi kamyonetlere ve hiz tumseklerine biraz dikkat etmek gerekiyor : ) Yakit oldukca yuksek kaliteli ve ucuz; soylemis miydim daha once 1lt benzin yaklasik 0,6USD. Develete ait Pemex akaryakit istasyonlari hemen hemen her yerde var. Sadece Baja daki col gecisinde 314km lik (yaklasik olarak Mus dan Sanliurfa ya kadar) bir aralikta istasyon yok, orada da cok sikisirsaniz koylerdeki bazi dukkanlardan bidonla alabiliyorsunuz.

Oaxaca ya varmadan onceki aksam hava kararmaya basladiginda kalacak bir yer aramaya baslamistik ancak yakinda otel bulabilecegimiz buyuk bir yerlesim yeri yoktu. Ikimizde cok yorgunduk ve 1km dahi gidecek halimiz kalmamisti. Yol kenarinda lastik tamiri yapan bir yere gidip arka bahcelerinde cadir kurmak icin izin istedik (Tiffany den ogrendigim yararli seylerden biri de bu). Adam bizi bahcesine dogru yonlendirirken esi ve cocuklari etrafimiza dolustular. Sadece cadirimizi kuracak bir yer istedigimizi baska hic bir seye ihtiiyacimiz olmadigini anlatirken elinde supurge ile tirmik arasi bir aletle evin buyuk kizlarindan biri geldi ve isaret ettigimiz yeri cadir kurmamiz icin temizledi. Derme catma neredeyse kuvvetli bir ruzgarda yikilacak gibi duran evlerinden yoksulluklari belli oluyordu. Evin disinda, harc kullanilmadan sadece biriketleri ust uste koyarak yapilmis bezden kapili bir tuvaletleri vardi. Sabah kalkip yol icin toparlanmaya basladigimizda, aralarinda cok az yas farki oldugunu tahmin ettigim 3 kucuk cocuklari kopeklerle ve tavuklarla oynuyorlardi. Tum fakirliklerine ragmen evin kadini en yeni ve temiz tabaklari ile iki dilim kek ve sutlu kahve getirip bize ikram etti. Tabak ve fincanlari geri goturdugumuzde bir miktar para vermek icin bayagi bir israr etmemiz gerekti. Meksika insaninin misafirperverligini ifade edebilmek icin boyle bir animi paylasmak istedim.

Aklimda kalan kucuk bir iki nokta daha:
Sicak ogle saatlerinde t-shirt lerinin gobek kismini yukari dogru siyirarak dolsan adamlar,
Surekli terlerini sildikleri ve genellikle arka ceplerine yada bellerine sikistirdiklari kucuk havlulari,
Uzerinde barkod olan renkli arac plakalari,
Gumruk gecislerindeki kontrol butonlari (gumruk gorevlisi bir masa yada duvardaki butona basmanizi istiyor, dugmeye basiyorsunuz, raslantisal olarak ya yesil ya da kirmizi isik yaniyor. Yesil yanarsa gecip devam ediyorsunuz, kirmizi yanarsa cantalarinizi acip neyiniz var neyiniz yok gosteriyorsunuz),
Limon ve lime; her yerde ve hersey ile,
Marketlerdeki uzun fasulye ve aci sos reyonlari (fasulyenin ve acinin bu kadar farkli cesidinin oldugunu bilmezdim),

Okumayi sevenler icin, asagidaki link den ulasilabilecek bir dosyada, Haziran ayinda gordugum bir dusu anlatmaya calistim. Baslangici biraz tanidik gelebilir ancak sonrasi oldukca farkli... biraz uzun mu anlatmisim ne!

Dun gece bir ruya gordum


Simdi Guatemala...

Pazar gunu aksam uzeri 15:50 de Meksika - Guatemala kara sinir gecislerinden Cuidad Cuauhtemoc - La Mesilla sinir kapisina vardik. Motosiklet Tiffany e ait oldugu ve Meksika ya giris islemleri onun adina yapildigi icin oncelikle onun gecici ithalat belgesini iptal ettirip verdigimiz USD400 lik depozitoyu geri almasi gerekiyordu. Pasaport islemlerinin yapildigi immigration ofisi 24 saat acik ancak arac islemlerini yapan ofis Pazar gunu oldugu icin saat 16:00 da kapaniyormus; haberimiz yoktu ama tam zamaninda yetismisik. Gumruk gorevlisinin motosikletin sase numarasini okuyup fotografini cekmesi 20 dakika surdu. Fotograf konusunda o kadar israrciydi ki, cekmeyi biraz daha beceremeseydi sag yan ve kafa grenajini sokecektim. Islemleri tamamlayip parayi cebe koyduktan sonra 4km otedeki Guatemala sinirina gittik. Meksika dan sorunsuz bir sekilde Tiffany nin adina duzenlenmis belgelerle cikmistik, simdi elimdeki benim adima duzenlenmis registration ile Guatemala ya giris yapmaliydik. Bu arada ek bir bilgi olarak ABD de aracin iki belgesi oluyor: biri aracin mulkiyet hakkini belgeleyen ve satis isleminde kullanilan title, digeri ise her yil yenilenen bir tur kullanim hakki veren registration. San Diego da Gullu yu Tiffany e sattigimda benim elimdeki registration i geri istemedikleri icin benim adima duzenlenmis bu belge de elimde kaldi. ABD kanunlarina gore aslinda arac Tiffany nin ancak ABD disinda registration ile islem yaptirmak mumkun oldugu icin Gullu benim de sayiliyor. Dolayisi ile Guatemala da tekrar satis islemleri ile ugrasmaya gerek kalmiyor.
Rusvet mi vergi mi oldugunu anlayamadigim bir miktar para ile Guatemala icin 3 aylik bir vize aldiktan sonra motosikletin islemlerini yaptirmak icin gumruk ofisine gittim. Elimdeki hazir belgeleri verip memurun kontrol etmesini beklemeye basladim. Belgelere baktiktan sonra, memur Meksika gumrugunun ithalat iptal belgesini istedi. Soyledigini cok net bir sekilde anladim ancak anlamamis gibi yapmaya basladim; Meksika cikis belgeleri Tiffany nin ismineydi! Memur israrciydi, cikis belgelerini istiyordu ve belgeleri almadan isleme baslamayacak gibiydi. Aman Allahim simdi ne yapacaktim? Motosikletin basinda bekleyen Tiffany nin yanina vardigimda kalbim sanki agzimda atiyordu. Durumu anlatip belgeleri istedim. Bildigim ve bilmedigim tum dualari okuyarak belgeleri memura uzattim. Heyecandan camli bolmenin arkasinda beklemeye dayanamadim ve motosikletin basina dondum. Hava serindi ama ben ter icindeydim. Sorun cikarsa nelere yapabilecegimizi konusmaya basladik... heyecanli bir bekleyisten sonra memur cama vurarak beni cagirdi ve gerekli imza ve odemeleri yaptiktan sonra nihayetinde kendi adima duzenlenmis belgeleri aldim. O andaki mutlulugumu uzun sure unutmayacagim sanirim.
Islemleri yaptirdigimiz yerden 40-50m kadar uzakta yol uzerinde bir otele girip aksami orada gecirdik. Sabah erkenden yine kapiya gidip Tiffany I Meksika ya yolcu ettim.



Kac kisi tanimadigi bir Turk vatandasi icin boyle riskli birseyi yapar? Hic tanimadigi, daha 4 ay once kaza yapmis bir adamin kullandigi motosikletin uzerine binip onu Guatemala ya kadar birakir? Sansli miyim ne!

Oteldeki esyalarimi toplayip yukledikten sonra Antigua ya varmak icin yola ciktim.



Sinirin Guatemala tarafinda ulkeyi Meksika ya baglayan yol! Hindistan dan ithal edilmis Bajaj tuk tuk lar sehir icinde bolca kullaniliyor.

Sinirdan sonra ulkenin icine dogru gitmek icin bayagi uzun bir mesafe sadece bir tek yol var. Yani bu yol kapanirsa gidebileceginiz baska bir alternatif yol yok. Ve bu yolda trafik bir sure sonra durdu!
Bilmedigim ilk defa girdigim bir ulkede daha 1 saat motosiklet kullanmamistim, onumdeki trafik durmustu soldaki gelis seridi bostu ama kimse kullanmiyordu. Trafik kurallarini ne kadar esnetebilirim bilemiyordum ama sicak canimi sikmaya baslamisti. Bir kac araci sagdan gecmeye calistiktan sonra sol seride cikip gitmeye karar verdim. Trafigi kapatan olayin oldugu yere kadar sol seritten sorunsuz bir sekilde gittim. Yolun askerler tarafindan tamamen kapatildigini gorunce kenara cekip mont, kask ve eldivenlerimi cikardim. Hemen yanimdaki dukkandan soguk bir sise su alip ne oldugunu anlamaya calistim. Motosikletimi yalniz birakmak ve kalabaliga girmemek icin benim gibi bekleyen insanlara sordum ne oldugunu. Yol uzerinde bir araca silahla saldirmislar arac icerisindeki iki kisi olmus. Ambulans ve olay yeri inceleme ekibi bekleniyormus. Askerler araci yesil bir branda ile ortmuslerdi hic birsey gozukmuyordu.
Baska yol yada patika olup olmadigini sordum. Yokmus. Ne kadar bekleyecegimizi sordum. 3-4 saat surer dediler. Biraz kivrandim ancak gercekten beklemekten baska yapilacak hic bir sey olmadigini kabul edip gezi rehber kitabindan Guatemala calisip cevremdeki insanlarla Ispanyol ca pratik yapip bekledim. 3-4 saat olmasa da sanirim 2 saatin uzerinde bekledikten sonra beklenen ekipler geldi ve yarim saat icerisinde yol acildi.



Fotografta sadece on camdaki delikler gorunuyor ancak yanindan gecerken aracin elek gibi delik desik oldugunu gordum.

Acilan yolda ilerlerken Guatemala nin bana biraz urkutucu bir karsilama toreni hazirladigini dusunuyordum. Hiz kesme tumsekleri biraz daha yumusayarak ve isim degistirerek (burada Tumulos oldu) burada da devam ediyordu. Yol kenarinda insanlar ve cocuklar yuruyorlardi. Bazilari yolu seyrediyor ama cogunlugu birseyler tasiyor sirtlarinda. Tumseklerden birinden gecerken onumdeki araci gecmeye karar verdim. Araci ve tumsegi gecip tam gazi actigim sirada yol kenarindaki cocuklar gecis yoluma dogru birsey firlattilar. Ne oldugunu anlamaya calisirken asfalt uzerinde kayan daire seklindeki hizar testeresinin sesini duydum! Sansliydim uzerinden gecmemistim. Uzerinden gecmis olsaydim cok buyuk ihtimalle iki lastigimde yarilirdi. Gercekten ucuz atlatmistim. Durmayi ve olayin uzerine gitmeyi degil uzaklasmayi tercih ettim. 2005 yilinda Katmandu ya giderken Dogubeyazit da bize tas atan cocuklari hatirladim. Sehir merkezinde olayi anlattigimizda 'sizi turist sanmislardir, onun icin atmislardir' demisti adamin biri! Dogubeyazit taki cocuklar ile Guatemala daki cocuklar benzer 'oyun'lari seviyor gibiler!


Guatemala yanardaglari ile de meshur



Mesilla dan biraz gecikmeli olarak cikinca Antigua ya hava karardiktan sonra girebildim. Motosikleti de guvenle park edebilecegim kalacak yer bulmak kolay olmadi ama sonunda buldum.



Antigua butik bir sehir. Buraya varana kadar yolda gordugum, icinden gectigim Guatemala dan cok cok farkli.

254 AMERIKA YI IKIYE AYIRAN KANAL
15 Aralik 2009



Sinira yaklastiginizi yolun ortasina atlayip sizi durdurmaya calisan, 5-10 dolara gumruk ve pasaport islemlerini cok kisa surede tamamlayacagini taahhut eden adamlar sayesinde farkediyorsunuz. Tam onlardan yakanizi kurtarip islemlere basladiginizda bu sefer para alip satan adamlar basliyor!



Yolda karsidan karsiya gecenleri yakalayip fotografini cekemedim ama Honduras da yol kenarinda satilan canli iguanalarin fotografini cektim...



Japon lar Dunya nin bir ucundaki Nicaragua ya gelip neden kopru ve yol yapip bagislarlar acaba?



Japon larin el atmadigi yerlerde yollarda buyukce cukurlar ortaya cikmis. Leon Managua arasindaki 94km lik yol bitmek bilmedi...

Zaman gecirip firsat vermedigim icin mi yoksa o haftasonu eski sehir merkezindeki festival kalabaligi ve karmasasi sebebi ile mi gozume sevimsiz gorundu Nicaragua nin baskenti Managua bilemedim. Orta Amerika nin en uzun suredir demokrasi ile yonetilen ulkesi Kosta Rika, Nikaragua dan sonra cennet gibi geldi!


San Jose, Kosta Rika nin baskentinin sokaklarindan



Panama daki ikinci gunumde, tam Orta Amerika yi gectigim icin guzel bir odulu hakettigimi dusunmeye basladigim anda, bir kontrol noktasinda bu Japon bisikletciyle karsilastim. Alaska dan 18 ay once yola cikmis... Asil odulu O hak ediyor!