2008 Ortadogu
Perşembe, Ocak 1, 1970, 00:00
YOL KOKUSU VAR HAVADA...SLUG

Yol kokusu var havada! Bu guzel koku Orta Dogu dan geliyor bu sefer. SLUG diyor Koray kisaca (Suriye, Lubnan ve Urdun Gezisi).



Geri sayim basladi 22, 21, 20... yola cikis 27 Eylul 2008 Cumartesi. Yol soyle gozukuyor: Istanbul, Goreme, Halep, Lazkiye, Tripoli, Beyrut, Tire, Baalbek, Sam, Amman, Olu Deniz, Akaba, Petra, Wadi Rum, Palmira, Humus, Hama, Hatay...

Vize islemleri, triptiklerin alinmasi, motosikletlerin hazirlanmasi, esyalarin ayarlanmasi...kisa zamanda yapilmasi gereken bir suru is var yine!

Yolcular ve yol arkadaslari
Ali Cudi CANTEZ - Honda Transalp
Fatih YUCEBILGIC - BMW F650
Koray OZDEN - Honda Africa Twin
Savas BALABAN - KTM 990 ADV

KURUMANIN MUTLULUGU!

27 Eylul Cmts
Biz Istanbul u geride birakmaya calistikca, O bizim yakamizi birakmamak icin elinden geleni yapti. 05:57 de TEM giselerinden hemen sonra baslayan yogun yagmur ve inanilmaz trafik yogunlugu Akyazi ya kadar surdu. Islandik. Usuduk. Haftanin yorgunlugu ve uykusuzluk da cabasi.
Ogle yemegi Beypazari nda, aksam yemegi Goreme de. Birbirimizi bulmak icin yaptigimiz geri donusler dahil olmak uzere toplam yol 840km. Konaklama Arch Palace Goreme de. Isletme yoneticisi Mustafa motosikletlerimizin yan sehpasina takoz bile buldu; sansimiz acildi...
Daha uzun yazamiyoruz yorgunlugumuzu biraz olsun hafifletmek icin hamama gidiyoruz musadenizle:)

ORTADOGU DA HAVA GUZEL!

28 Eylul Pazar
Pazar sabah Goreme de kahvaltimizi yapip Kayseri Develi uzerinden hafif yagmur esliginde Kahramanmaras a vardik ogle saatlerinde. Yol degerlendirmemizi yapip Gaziantep e dogru yola ciktik, oradan Kilis ve Oncupinar sinir kapisindan Suriye ye giris. Saati hatirlamiyorum ama Halep e vardigimizda hava kararmisti, buna ragmen sanki tum Halep halki sokaklardaydi. Her taraf isil isil, pek cok dukkan acik...hayat tum hiziyla devam ediyor aksam olmasina ragmen. Trafik polislerinin mucadelesi trafigin duzgun islemesini, korna seslerini azaltmayi saglayamiyor, ahenkli bir karmasa (nasil oluyorsa) surup gidiyor. Otelimize yerlesip motosikletlerimizi park ettikten sonra yorgun oldugumuzu unutup dolasmaya ciktik. Umeyyed camii, Halep kalesi, kapali carsisi...

29 Eylul Pazartesi
Yine, zaman zaman yagmurlu tatli serin bir havada Halep ten Lazkiye ye varis oradan Lubnan a gecis ve Tripoli uzerinden Beyrut.
Lubnan denince akliniza ne geliyor?



Bu guzel ulkeye gelmeden, Lubnan li birkac kisi ile tanismadan, Beyrut un sokaklarinda dolasmadan once cok farkliydi dusuncelerim. Ortadogunun Paris i benzetmesini hep duymusumdur ancak bu kadar modern ve kisilikli bir sehir beklemiyordum. Abartmak istemiyorum ama Paris ten de Londra dan da daha guzel, zengin (gorunen) duzgun, duzenli ve guzel. Sokaklari tertemiz, tamami olmasa da otomobillerin buyuk bir cogunlugu son model ve luks, kose baslarinda zirhli personel tasiyicilari, elleri agir silahli askerler, tanklar, trafik kurallarina uyan ve sirenli askeri araclara ve ambulanslara yol veren suruculer... hepsi bu sehirde ve bir arada. Askerler ile siviller ic ice ancak bundan ne askerler ne de siviller rahatsiz. Ilk basta bizleri biraz tedirgin eden ulkenin heryerindeki bu askerlere kisa bir sure sonra biz de alistik. Yollarda yapilan sIk asker kontrolleri bile rahatsiz etmedi bizi. Lubnan lilarla konusurken ulkenin tamamen guvenli oldugunu soyluyor ancak Tripoli nin icinden gecerken gordugumuz kucuk olay bizi biraz dusundurdu. Daha sonra Baalbek te ogrendigimize gore 5 kisi olmus gordugumuz aracla yapilan saldirida. Yol baska bir yone yonlendirilmis, emniyet bantlari ile cevrilmis yerde camlari kirik bir arac duruyordu etrafinda da askerler; o kadar. Lubnanlilar son derece sIk, temiz, Fransizca konusan egitimli ve kulturlu insanlar...Anlatilmakla olmaz gelip gormeniz, yasamaniz lazim. Beyrut ta dikkat ceken bir baska husus da gece gec saatlere kadar insanlarin disarida restaurantlarda cafelerde olmalari ve bayanlarin bile tek baslarina gece saatlerde sokaklarda olmalari.

30 Eylul Sali
Sabah kahvaltisi sehir turu toparlanmak derken Beyrut tan Baalbek icin yola cikisimiz yine ogle saatlerini buldu. Bekaa vadisinden Baalbek e gecip ordan da tekrar Suriye ye Sam a varacagiz. Roma lilar tarafindan yapilan ve orijinal haline yakin olarak ayakta kalabilen Jupiter, Venus ve Baccuss tapinaklarinda zamanin nasil gectigini anlayamadik. Lubnan - Suriye sinir kapisinda islemlerin uzun surmesi Ali Cudi yi cileden cikardi ancak sanirim yine kizi Talya yi gozunun onune getirdi ki sakinlesmesi cok surmedi. O kadar sakinlestik ve rahatladik ki Lubnan dan cikip Suriye ye giris yapmadan buldugumuz Italyan restaurantinda yemek keyfimiz saatler surdu. Ingilizce, Fransizca , Almanca, Turkce bilmeyen Suriye gumruk gorevlileri ile anlasmamiz ve yola cikip Sam a varmamiz gece 00:57 yi buldu. Fatih ustat la beraber otel aramaya gidip dondugumuzde Koray ve Ali Cudi motosikletleri uzerinde kendilerinden gecmis uyuklamaya baslamislardi bile. Pek temiz olmayan ve gurultulu Venus otelde sabah kolay olmadi...



1 Ekim Carsamba
Sam i yasamak, dinlenmek icin bir gece daha burdayiz ancak Hiristiyan mahallesindeki Dar Al Yasmin otelde. Seyehat etmenin ve bazi zorluklar yasamanin en guzel yanlarindan biri de sahip olduklarimizin kiymetini anlamak. Gunluk yasantilarimizda temiz bir tuvaletin, ustumuzdeki kuru bir ic camasirin, sessiz sakin bir odanin ne demek oldugunu unutuyoruz. Yasadigimiz bu gibi bazi zorluklar bunlarin ne demek oldugunu bizlere anlatiyor...
Bu arada Suriye denince akliniza neler geliyor? Inanamayacaksiniz ama Sam daki Suriye liler de cok guzel insanlar: yardim sever, sevecen, temiz... hani nerde bu bize anlatilan gosterilen kirli Araplar! Biz ariyoruz ancak henuz bulamadik. Genci yaslisi hemen hemen hepsi temiz, bakimli, kibar ve saygili insanlar. Sasirmeya devam ediyoruz... yarin sabah yol bizi bekler Urdun sinirinda...
Yol Fotograflar ı klasorune fotograflarimizin tamamini kopyalayamiyoruz ancak ilk firsatta yapacagiz...
Iyi bayramlar!

PLANLAR DEGISTIRILMEK ICINDIR

2 Ekim Persembe
Persembe sabah 05:57 de kalkip cantalarimizi kapatip erkenden Urdun e girmeyi ve Jaresh e gidip Olu Deniz uzerinden hava kararmadan Akaba ya ulasmis olmayi planliyorduk. Sam daki hesap yola uymadi. Kucuk bir saglik sorunu sebebi ile tuvalette biraz fazla zaman gecirmek zorunda kaldim ve yola cikisimiz 08:27 yi buldu. Sam halki gece gec saatlere kadar sokaklarda olmayi sevdigi icin sabah saatlerinde yollar bombos oluyor. Trafik kalabaligi ile bogusmamak adina guzel ancak Amman yolunu soracak kimseyi bulamadigimiz icin sIkintili bir durum. Sam in disina dogru Urdun yolu uzerinde buldugumuz akaryakit istasyonunda kursunsuz benzini anlatamadigimiz icin, ne kadar sonra bulacagimizi bilmedigimiz diger istasyona kadar heyecanli bir kac kilometre yol yaptik.



Suriye den cikis islemleri, Urdun e giris islemleri ve Urdun vizesini almamiz yaklasik 2 saati buldu. Yola cikmadan once Istanbul dan Suriye ve Lubnan vizelerini aldigimiz icin diger ulkelerdeki islemler daha kisa surmustu. Suriye-Urdun gecisi gercekten yordu bizi. Her ulkeye girerken yapilan arac sigortalari da isin cabasi. Urdun sigorta konusunda biraz daha insafli Suriye ve Lubnan a gore; sadece ulkede bulunacagimiz sure kadar sigorta yapip o kadar bedel aliyor. 3 gun icin yaklasik $10 odedik. Lubnan ve Suriye nin boyle bir uygulamasi olmadigi icin (yada bize boyle uyguladilar) 1 yillik sigorta yaptilar ve ozellikle Lubnan a motosikletlerimizi 1 gun sokabilmek icin yaklasik $50 lik sigorta yaptirmak zorunda kaldik.
Urdun e girdikten sonra Jaresh uzerinden Olu Deniz e gectik. Olu Deniz Israil ile Urdun arasinda yer alan asiri tuzlu olmasi sebebi ile kaldirma kuvveti fazla olan bir gol. Koray, Ali Cudi ve Fatih bu benzersiz deneyimi yasadilar, bense disaridan bakmakla yetinmek zorunda kaldim henuz tam iyilesemedigim icin. Olu Deniz den hareket ettigimizde hava kararmaya baslamisti. Yol ve yol isaretleri ulkemizde alisik oldugumuzdan cok daha iyi oldugundan gece rahatlikla yol alabildik ve 23:00 sularinda Akaba ya vardik. Bayram tatili sebebi ile butun Urdun Akaba ya geldigi icin kalacak yer bulmak hic kolay olmadi.



3 Ekim Cuma
Kizildeniz de denize girmek kisa da olsa bu kadar yolu geldigimize degdi J Kisa bir sehir turu sonrasinda otelimize donup hazirliklarimizi tamamlamamiz ogle saatlerini buldu. Yola cikarken Petra yi gorup gunun sonunda Amman a varmayi planliyorduk ancak yine planizi degistirdik ve Petra da kalmaya karar verdik. Kisa bir mesafesini 7 ser dolara kiraladigimiz atlarla alsak da Petra da birkac saat dolasmak fotograf avciligi yapmak hepimizi yordu ve aksam yemegimizi yerken yola devam etmemeye karar verdik, bu gece Petra dayiz.


Cakma Wadi Rum da Ali Cudi


Bir damla suya hasret Kor Baba


Karakacan kendini buldu

Yine planlarimiz degismezse yarin sabah 05:00 de yola cikacagiz. Yoldaki duruma gore karar verecegiz ancak Sam dan Palmira ya dogru giderken gruptan ayrilip Hatay a dogru devam edebilecegim; bakalim yol ne gosterecek.

PETRA DAN DONUS YOLU!

4 Ekim Cumartesi
17 dakikalik gecikme ile 05:17 de Petra dan sabah ezanlari okunurken yola ciktik. Uzun bir gunun sonundaki gece karanliginda motosiklet kullanmakla, dinlendirici bir gecenin sonundaki sabahin karanliginda motosiklet kullanmak gercekten cok farkli. Henuz anlayamadik ama sabah motosikletlerimizi yuklerken 2 defa ezan okundu. Bir de ezandan hemen sonra havanin aydinlanmasi gerekmez mi? Yaklasik 35-40 dakika karanlikta yol almaya devam ettik. Gune erken ve guzel baslayinca cok yol aliniyor. Yolda depolarimizi doldurduktan sonra sadece Ali Cudi ile Koray da nakit Jordan Dinar kaldigi icin kahvaltilarimiz onlardandi. Bol sekerli guzel demli cay ve lavas ekmegi benzeri bir ekmek icerisine enfes bir peynir. Urdun de bazi yerlerde caya sekeri bardakta degil demlikte atiyorlar ve dolayısı ile ne kadar sekerli icmek istediginize siz karar veremiyorsunuz!
10:00 sularinda Amman i gecip Ramtha ya, Urdun Suriye sinir kapisina vardik. Keyfimiz ve saglimiz yerinde islemleri halledip Sam a dogru yola ciktik. Urdun den cikarken bir de cikis harci oduyorsunuz aklinizda olsun; Urdun paranizi bozdurmakta acele etmeyin.
Sam a varmadan yol uzerinde yine depolarimizi doldurduktan sonra vedalastik; Fatih, Ali Cudi ve Koray Sam da ogle yemegini yiyip Palmira ya devam edecekler, ben Sam a girmeden dogru Halep e devam edeceğim ve Cilvegozu sinir kapisindan Turkiye ye giris yapacagim.
Tam hava karariken Iskenderun otoyolu giselerine ulasabildim. Yaklasik 1.100 km sonra, kisa bir yemek molasi ile birlikte Adana ya varisim 20:00 civarini buldu. 3 alternatifim vardi: Adana da kalip Pazar sabah yola cikmak ve bayram donusu trafiginde Pazar aksam Istanbul da evimde olmak yada biraz gece surusu ile Aksaray a kadar gidip ertesi gun oradan devam etmek yada Karakacan i Adana da bir yere baglayip ucakla Istanbul a varmak. Bir kac telefon gorusmesi ve Fatih ustadin Palmira dan yardimima yetismesi ile 3. alternatifi tercih ettim. Fatih in Adana daki kuzeni Salih ile bulusup karakacani bagladiktan sonra havalimanina yetismemiz sonrasinda 22:25 ucusu ile Istanbul!



Motosiklet sevgisinin cok farkli bir birlestirici ozelligi oldugunu dusunuyorum. Daha once de bir kac defa farkli durumda yasadim bunu, bu sefer de Adana da Salih ile. Dusunsenize daha once hic tanismadiginiz gorusmediginiz birisiyle ortak bir motosiklet sevgisi sebebi ile cok kisa bir sure icerisinde tanisiyor, konusuyor, yardimlasiyor ve birseyler paylasiyorsunuz.
Salih ustat tekrar tesekkur ederim yardimlarin icin, borcumu nasil odeyecegim bilemiyorum. Lutfen Karakacan a iyi bak!
Bugun 15:30 gibi aradim Koraylari Cilvegozune varmislar yemek icin Antakya ya gireceklerdi. Donduklerinde Palmira izlenimlerini paylasmalarini bekliyorum.

TADI DAMAGIMIZDA KALANLAR

Goreme de Muharrem Abi nin Red Red Wine sarap evi,
Ali Cudi nin paylastigi yasam deneyimleri,
Sam da Dar Al Yasmin otelinin huzuru,
Baalbek Venus tapinaginin buyuleyen enerjisi,
Olu Deniz Akaba arasindaki eglenceli ve keyifli col gecisi,
Suriye nin guzel Arap kizlari,
Beyrut ta Karakacan in cikardigi kucuk ariza,
Fatih Ustadin guclu ve etkili sifatlarla kurdugu guzel cumleler,
Sam daki Venus otelin "Dunya daki en kullanisli (!)" tuvaleti,
KTM nin bir motosiklet markasi oldugunu anlayamayan gumruk gorevlileri,
Cuzdanlarimizda karisan para birimleri,
Arapca haricinde dil bilmeyen ancak yine de rusvet istediklerini anlatabilen gumruk gorevlileri,
Olu Denizin cok tuzlu suyunun yuksek kaldirma kuvveti (!),
Kurukahve ve limon karisiminin barsak bozukluguna acil mudahalesi,
Kendinden sekerli guzel caylar,
Halep te bol bol ictigimiz meyve suları ve bir turlu yiyemedigimiz tatlilar,
Africa Twin in 7,3 lt / 100 km lik performansi ve Koray in travmasi,
Cakma Wadi Rum,
Petra da yurumek yurumek yurumek; sizlayan ayak tabanlari,
Dusuk oktanli benzinler ve bu benzinle 150km/saat hizi asamayan motosikletler,
Palmira yolundaki Bagdat Cafe 66...

DEVAM EDECEK...

Urdun den Misir a gecmek icin feribota giris kapisi.

GELIYOR MUSUN SALIH USTAT?

Bazi kisilerin bir araya gelmesi kesinlikle cok tehlikeli; hafta icinde Koray in evinde toplandik: Ceyda, Fatih, Ali Cudi, Koray ve ben. Sadece yemek yiyip biraz sohbet edecek ve fotograflara bakacaktik.Ne oldu anlayamadım ama Koray dan cikarken Ceyda ile hafta sonunu Suriye de gecirmeye karar vermistik!

Ceyda hava durumunu arastirmis bile:
adana: saturday sunny / sunday sunny
hims: saturday mostly sunny / sunday mostly sunny
idlib: saturday sunny / sunday mostly sunny
palmyra (tadmur): saturday mostly sunny / sunday mostly sunny
aleppo (halab): saturday sunny / sunday mostly sunny

18 Ekim 2008 Cumartesi sabah ucak ile Adana, Karakacan a kavusma, Antakya Cilvegozu, Humus, Hama uzerinden Palmira. Harita ve yol uzmani Ali Ustat 579km cikardi, bakalim yol ne gosterecekGeliyor musun Salih ustat?

HAFTASONU SURIYE!

Suriye de gecen hizli ve buna ragmen keyifli bir haftasonu. Salih Ustat ve eşi Elif in samimi misafirperverligi ve Adana dan yolcu edilmemiz, ogle saatlerinde Cilvegozu sinir kapisi ve 2,5 saat suren cikis-giris islemleri, 1340km yol, toplam $150 harcama, Palmira nin lezzetli yemekleri, sabah serinliginde colde Ceyda ile birlikte kilometrelerce dümdüz yolda motosiklet kullanmak...


Buralara kadar gelmisken haydi Irak a da gidelim!

Palmira Sam yolu 111.km de Bagdat Cafe 66 da sabah kahvaltisi...


Sevgili kuzen Koray, bir dahaki sefere lutfen sticker yapistirmayi unutmayin, sonradan sticker yapistirmak icin Bagdat Cafe 66 ya gitmek biraz zor oldu:)


Donus Yolu (Guney MARACI ya fotograf icin tesekkurler)